kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Ömer Faruk GERÇEK

Zenzibar Devlet Başkan yardımcısı Seyf Şerif Hammad’ı evinde ziyaret


Ömer Faruk GERÇEK
14 Nisan 2013 Pazar 12:17
Zenzibar Devlet Başkan yardımcısı Muallim Seyf Şerif Hammad bizi evine davet ediyor. 20 yetimimiz ve kafilemiz ile Devlet Başkan yardımcısının mütevazi evine gidiyoruz. Tam anlamıyla bir Müslüman evi, gösterişsiz ve sade.
Oturuyoruz ve bekliyoruz. Birazdan geliyor ve her birimizi kucaklayıp hoş geldiniz diyor. Vakurlu bir ağırlığı var başkan yardımcısı Seyf Şerif Hammad’ın.
Rehberimiz Faruk, bizleri tanıtıyor ve geliş sebebimizi anlatıyor. Buraya gelmeden evvel de “Sultanbeyli Camiini” ziyaret ettiğimizi belirtiyor.
Başkan Seyf Şerif Hammad’ın yüzünde mutluluk tebessümleri beliriyor. Ve başını sallayarak tasdik ediyor. Evet diyor, Sultanbeyli camiini biliyorum. Sultanbeyli Camiine gittim ve namaz kıldım. Gerçekten çok güzel bir cami olmuş. Allah emeği geçen herkesten razı olsun. Gerçekten bu camilere ihtiyacımız var.
Bu arada, rehberimiz Faruk, usulca onlara Mine Hanım’ın “Sultanbeyli” camisini yaptıran kişilerden biri olduğunu söyleyince kendisine şükranlarını arz ediyor.
Kendisine İHH’nın 7 kıtadaki çalışmalarını anlatıyoruz. Ve şimdi de buradayız diyoruz. Ekip liderimiz Amine hanım babası Hüsnü Tuna bey’in ve bizim söylediklerimizi tercüme ediyor Seyf Şerif Hammad bey’e.
Tasdik eder bir şekilde sürekli başını sallıyor ve tasdik ediyor, sonrasında da bizi hüzünlendiren şu konuşmayı yapıyor.
Önce yüreklerimiz daralıyor, hüzünleniyoruz. Sonrasında da umutlarını görünce ferahlıyoruz.
 
Şöyle diyor Zenzibar Devlet Başkan yardımcısı Seyf Şerif Hammad;
“Osmanlı devleti varken, bütün sömürgecilerin şerlerinden emin hissediyorduk kendimizi. Osmanlı, dara düştüğümüz her ân hiçbir karşılık beklemeden her zaman yanıbaşımızdaydı.
Osmanlı gitti, Afrika'daki Müslümanlar sefil perişan oldu. Sömürgeciler tarafından çok yönlü bir zulme maruz kaldık. Bir yandan kaynaklarımız yağmalandı, talan edildi; insanlarımıza çok büyük zulümler yapıldı.
Öte yandan kültürel değerlerimizle ilişkilerimiz bütünüyle kopartıldı. Sömürgeciler, önce eğitim sistemimizi tarumar ettiler. Yetişmiş insanımızın kökünü kuruttular.
1961 yılında Tanzanya bağımsızlığına kavuştuğunda, sadece iki Tanzanyalı doktorumuz, 12 mühendisimiz kalmıştı. O gün bugündür toparlanmaya, kendi kaynaklarımızla ayakta durmaya, kültürel değerlerimizle var olmaya, endüstrimizi ve gelişmemizi tamamlamaya çalışıyoruz.
1964 yılında burada sadece 3 kilise vardı. Şimdi ise 300 tane oldu. Burada Hıristiyan nüfus neredeyse yok denecek kadar az. Ama sürekli geliyorlar, kiliseler yapıyorlar. Sonra da Pazar günleri çeşitli adalardan ve ülkelerden ayin yapmak için taşımalı sistemle insan taşıyorlar.
Gençlerimize de musallat oluyorlar. Onları İslam dininden çevirip Hıristiyan yapmaya uğraşıyorlar. Bizim imkanlarımız kısıtlı. Onlara direnebilmemiz için sizin yardımınıza ihtiyacımız var.
Türkiye'nin bölgeye açılması, yeniden umutlarımızı yeşertti. Daha fazla burada olmalısınız. Daha fazla endüstriyel ve kültürel yatırımlar yapmalısınız. Türkiye, Müslüman Afrika’nın, bütün bölge halklarının umududur, bunu bilerek hareket edin.”
Sonrasında yetimlerimize ve bize ikramlarda bulunuyor. Tek tek ellerimizi sıkıp bizimle ve yetimlerimizle kucaklaşıyor ve Hadis-i Şerif’in müjdesi mucibince her bir yetimin tek tek saçlarını okşayıp yüzüne sürüyor. Duygulanıyoruz. Çünkü onlar, onun, bizim ve tüm ümmetin yetimleri.
Hatıra için Topluca ve tek tek fotoğraf çektirip kendisinden izin istiyoruz. Bizi kapıda tek tek uğurluyor ve arkamızdan tebessüm içinde dua ediyor ve el sallıyor. Sevinç ve hüzün içerisinde ertesi gün yetim bayramında tekrar görüşmek üzere Zenzibar Devlet Başkan yardımcısı Muallim Seyf Şerif Hammad’ın evinden ayrılıyoruz.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık