kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600

TERK ETMEK


30 Ağustos 2012 Perşembe 19:30
Bir ramazanı daha geride bıraktık.
Peki, hiç düşündük mü?
Acaba, o bizde ne bıraktı? O bizden ne aldı veya ondan bize ne kaldı?
Bir ay boyunca ne kadar tefekkür ve tezekkür, ne kadar tevekkül ve teşekkür, ne kadar ibadet ve infak, ne kadar hayatımıza dair muhakeme ve muhasebe yapıp, kaç gece Ulu dergâha el açıp, göz yaşları içinde tövbe istiğfar ile yakardık!
Ve sonra içinde nice sır ve hazinelerin saklandığı bu aydan sonra, hayatımızda hayır adına ne kazandık, şer ve kötülük adına neyi terk ettik…
Mesela; yalanı, haramı, kibri, küfrü, riyayı, gıybeti, israfı, cimriliği, bencilliği, fırsatçılığı ve tembelliği terk ettik mi?
Ya da bari bu ramazan vesilesiyle, derin muhasebeler yapıp hayatımıza dair köklü kararlar alıp, önümüze çıkacak engelleri şimdiden, daha tohumken terk etmeğe karar verdik mi?
Ramazan bize oruçla, gönül ehlinin “Kıllet-i kelâm, kıllet-i neam, kıllet-i taam” yani az konuş, az uyu ve az ye diye tavsiye ettiği gibi, çok yemeği, çok konuşmayı ve çok uyumayı terk ettirdi mi?
İnsanlardan takdir, iltifat ve alaka beklemeği terk ettirdi mi?
Kötü ve zararlı alışkanlıkları terk ettirdi mi?
Gösterişli ve dikkat çekici hallerimizi terk ettirdi mi?
Çoğu gereksiz ve faydasız şeyleri terk ettirdi mi?
Tefrikayı, ihtilaf çıkarmayı terk ettirdi mi?
Başarılarla övünmeği, yaptığımız hayırları ve iyilikleri hatırlayıp, hatırlatmayı terk ettirdi mi?
Eğer ramazan bize bunları terk ettirdiyse, bilmeliyiz ki nimetlerden aldığımız lezzet daha da artacaktır.
Hırsın, doyumsuzluğun yerini kanaat ve şükür alacaktır.
Emin olunuz; terk ettikçe, değil basit meseleler, en girift meseleler bile mesele olmaktan çıkacak, nefsin telkin ve tahrikleri azalacak, ruhun sonsuz mutluluğa dair ikazları daha bir belirginleşecektir.
Böylece insan dünyanın geçici sıkıntılarından kurtulup, uhrevi hayatın sonsuz huzurunu içinde hissedebilir.
Bilmeliyiz ki, hak ve şer iki zıt kutuptur.
İnsan birinden uzaklaştıkça diğerine yaklaşır.
Birini terk ederse, öbürüne kavuşur.
Şer, Şeytan’dır; Hak, Allah.
Şerri terk ettikçe, Allah’a yaklaşılır.
Ramazan da işte bunun içindir.
Şimdi bir kez daha kendimize soralım.
Bu ramazanda şer adına neleri terk ettik acaba!
Unutmamak gerekir ki;
Maddi ve manevi tekâmüle talip olanlar, terk etmeği bilmelidir.
Terk etmek, sıkıntıları gideren en tesirli çözüm yoludur.
Terk etmek hayatı kolaylaştırır ve güzelleştirir.
Hani meşhur beyittir; tasavvuf ehlinin de düsturudur:
Der tarik-i Nakşibendî lâzım âmed çâr terk. 
Terk-i dünya, terk-i ukbâ, terk-i hestî, terk-i terk."
Yani, Nakşibendi tarikatında dört şeyi terk etmek gerektir. Bunlar dünyanın geçici ve oyalayıcı zevkini, sadece cennet sevdası ve cehennem korkusu ile ahret için kaygıyı, benlik ve enaniyeti ve bütün bunları terk ettim diye övünüp, beklentiye girmeyi bile terk etmek.
İşte Hak için bütün bunları terk edeni, Allah elbette ne dünyada ne de ukbada terk etmez.  
Yeter ki neyi terk etmek gerekir, onu bilelim.
Gerisi Allah kerim…
O zaman dönüp tekrar kendimize soralım:
“Ey nefsim, bu ramazandan önceki halinle sonraki halin arasında ne değişti? Şer adına neyi terk ettin; hayır adına ne kazandın?” diye.
Cevap müspetse, ne âlâ; menfi ise…
Gelecek ramazana; ya kısmet!
Yetişirsen tabii!.. 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık