kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Ömer Faruk GERÇEK

Tanzanya’ya Sultanbeyli Damgası! - Tanzanya ve Zenzibar izlenimleri -4


Ömer Faruk GERÇEK
14 Nisan 2013 Pazar 12:16
İHH’nın Yetim Dayanışma günleri kapsamında Tanzanya Zenzibar’daki programımızın 2. günündeyiz. Rehberimiz Faruk Hammad Hamis kardeşimiz eşliğinde İHH’nın bölgedeki projelerini gezmeye ve yetimlerle hemhal olmaya devam ediyoruz.
Faruk kardeş, rotayı şehrin biraz dışındaki bir bölgeye çeviriyor ve ısrarlarımıza rağmen nereye gittiğimizi önce bana söylemiyor. Sonrasında da bir cami ziyaretine gidiyoruz diyerek merakımı gideriyor. Yerel dille adına “Bububu” denen bir mahalleye giriyoruz. Ana cadde boyunca ilerlerken karşıma bir sürpriz çıkıyor. Bir cami bu, ama önünde durup avlusuna girince müthiş heyecanlanıyorum. Karşımdaki tabelada “Sultanbeyli Camii” yazıyor. Seyahat öncesi böyle bir caminin yapıldığını duymuştum. Ama birden karşıma 38 yıldır yaşadığım yerin adı çıkınca bir tuhaf oluyorum.
İstanbul’dan, Sultanbeyli’den Yaklaşık 6000 kilometre uzakta, dünyanın öbür yarımküresinde, kara kıtanın ucunda bir yerde “Sultanbeyli Camii”. Kendine has mimarisi ve Türkiye’deki camilerin ferahlığı bir arada bu camide.
Hemen caminin etrafını turluyor, müştemilatını geziyorum. Gerçekten tarifi imkansız bir duygu. Derileri siyah ama kalpleri bembeyaz genç kardeşlerim camide namaz kılıyorlar. Sonrasında da bizim şaşkın şaşkın ortalıkta dolaşıp caminin her tarafına dokunmamıza ve izlememize garip garip bakıyorlar.
Tabi ki gözlerim caminin yapımında büyük emekleri olan Mine Altuntaş Hanım’ı arıyor. Caminin yan tarafındaki bölümde bizi bekleyen yetim anneleriyle hasbihal ediyorken buluyorum Mine Hanım’ı.
Küçük adımlarla bile yola çıkıldığında nelerin başarıldığının örneği bu cami. Sultanbeyli’den Mine Altuntaş hanım ve arkadaşları, kafa kafaya veriyorlar ve Tanzanya’da Zenzibar’daki mümin kardeşleri için bölgede gerçekten büyük ihtiyaç olan bu camiyi yaptırmaya karar veriyorlar. Birkaç yıl boyunca evlerinde imal ettikleri çeşitli gıda ve temin ettikleri tekstil malzemelerini kermesler düzenleyerek satıyorlar, çeşitli etkinlikler düzenleyerek ve yardımlar toplayarak camiyi tuğla tuğla yükseltiyorlar.
İnanılmaz bir şey, azmin zaferi diye buna denir herhalde. Kendisine ve arkadaşlarına Sultanbeyli’liler adına minnet ve şükranlarımı arz ediyorum, eserlerinin yanı başında.
Hemen abdest alıp tahiyyetül mescit kılıyoruz. Ardından da ikindi namazını “Camimizde” eda ediyoruz. Ancak bu kadar olur. Cami dışarıdan Tanzanya’yı, içerden Türkiye’yi yansıtıyor. Bu arada ben camimizin en çok minaresine takıldım ve hayran oldum.
Ama, Sultanbeyli Camii’nin küçük bir sorunu var!
Mine Hanım’ı biraz buruk olarak görüyorum. Sebebini sorunca, Mine hanım, caminin yapım sürecini anlatıyor ve küçük bir sorunları olduğunu belirtiyor. Cami’nin maliyeti yaklaşık 70 Bin Türk lirası olmuş. Mine hanım ve arkadaşları bunun 50 Bin lirasını çalışmalarıyla bu güne kadarki gayretleriyle tedarik etmişler ve ödemişler. Şimdi ise 20 Bin TL civarında borçları kalmış. Bu borcu bir an evvel ödemenin gerektiğinin sıkıntısı içerisinde gördüm kendilerini.
Bir Sultanbeyli’li olarak, kadın başlarına gayretlerini de görünce, Ablacığım üzülme biz “Sultanbeyli’liler” olarak size destek olalım. Bu borcu tamamlayıp camimizi tamamlamış olalım dedim tüm “Sultanbeyli’liler” adına. Umarım Sultanbeyli’lililer beni mahcup etmez bu sözümden dolayı.
Mine Altuntaş Hanım’ın bir önerisi oldu bu arada.
Ömer Faruk Bey, biz kadın başımıza yer bulma sıkıntısı yaşıyoruz. Bize Sultanbeyli’de merkezi bir yerde kermes yapabileceğimiz 10 - 15 günlük bir boş dükkan bulursanız, biz de bu borcun tamamlanması ve ödenmesi noktasında çalışmalarımıza devam eder, hatta borcu bitirince de, dünyanın her hangi bir tarafındaki diğer ihtiyaç sahibi mazlum kardeşlerimizi için yeni projelere başlarız, diyor.
Bir erkek olarak yeniden mahcup oluyorum. Ablacığım, tamam, diyorum. Söz, size dönüşte kermes yapabileceğiniz bir mekan bulalım. Özellikle Sultanbeyli’nin adını oralara götürmek ve Sultanbeyli’lili Müslüman kardeşlerinin onları yalnız bırakmadığını göstermek için çıktığınız yolda, sizlere destek olmak bizim borcumuz, diyorum.
Bu arada ekipteki diğer arkadaşlar arasında günün konusu, “Sultanbeyli” muhabbeti oluyor. Sultanbeyli güne damgasını vuruyor. Yan taraftaki sütunda da belirttiğim gibi Cumhurbaşkanı yardımcısı ve bakanlar ve şehrin ileri gelenleri de “Sultanbeyli” sözü geçince başlarını sallıyor ve camiyi bildiklerini söylüyor, yapanlara ve vesile olanlara çokça teşekkürler ediyorlar.
Bu arada, rehberimiz Faruk, usulca onlara Mine Hanım’ın “Sultanbeyli” camisini yaptıran kişilerden biri olduğunu söyleyince kendisine şükranlarını arzediyorlar. Tabi tekrar bir “Sultanbeyli’li” olarak tekrar gurur duyuyorum.
Şimdi Sultanbeyli’lilere bir görev düşüyor. Hanım kardeşlerimize yardımcı olacağız. Onlara 15 günlük bir kermes dükkanı bulacağız. Birilerinin yaptığı gibi patırtılı gürültülü, megafonlu bağırtılı çağırtılı değil, sessiz sakin ve edebince bir kermes yapıp, bu camiyi bitirmeliyiz. Unutmayın, “Sultanbeyli’liler” adına, sizin adınıza söz verdim. Allah şimdiden razı olsun hepinizden.            

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık