kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Ömer Faruk GERÇEK

Tanzanya ve Zenzibar izlenimleri -8


Ömer Faruk GERÇEK
24 Nisan 2013 Çarşamba 20:16
Sömürgecilerin işkence adasında
İHH’nın Yetim Dayanışma günleri kapsamında Tanzanya Zenzibar’daki programımızın 3. günündeyiz. Rehberimiz Faruk Hammad Hamis kardeşimiz eşliğinde yetimlerle hemhal olmaya ve bölgedeki İHH çalışmalarını gözlemlemeye devam ediyoruz.
Bu gün öğleden önce tarihi bir adada kısa bir gezinti yapıp öğleden sonra, kendisinin daveti üzerine, yetimlerimizle birlikte Zenzibar Devlet başkan yardımcısı Muallim Seyf Şerif Hammad’ı evinde ziyaret edeceğiz.
Sabah erken saatlerde otelimizin hemen önünden ekip olarak bizim için kiralanmış küçük iptidai bir sandala biniyoruz. Buralarda ağaçtan yapılmış ve neredeyse tarihi eser denebilecek düzeyde bir çok sandal ve balıkçı tekneleri var. Bunlarla hem turistleri yıkın adalara götürüp getiriyor, hem de egzotik ve yine el yapımı iptidai yelkenlerini takıp balık tutmak için Hint okyanusunun yemyeşil ve ılık sularına açılıyorlar. Ve tahmin edemeyeceğimiz kadar uzaklara açılıp tekneleri balık dolu olarak geri dönüyorlar. Sonrasında sahilde bir balık pazarlığı ve curcunası başlıyor. Soğuk havada bekletme imkanları olmadığından satanın da alanın da balığı hemen elden çıkarması veya tüketmesi gerekiyor.
Teknemiz 20 dakikalık bir yolculuktan sonra bizi kendi dillerinde Changuu, İngilizce olarak da “Prison İsland” dedikleri Zenzibar Adası'nın karşısında tarihî bir işkence hapishanesinin bulunduğu, adına işkence adası denen küçük adaya getiriyor. Tekneye binerken de inerken de ayakkabılarımızı elimize alıp paçalarımızı sıvıyor ve suya inerek oradan karaya çıkıyoruz.
Sömürgeciler yıllarca gerek Avrupa’ya ve gerekse Orta Doğuya götürdükleri esirleri bu adada tutmuşlar ve buradan sevk etmişler. Sonrasında ise bir dönem hapishane ve hastalıklar için karantina bölgesi olarak kullanılmış. Şimdi ise turistik amaçlı ve müze olarak kullanılıyor.
Adanın şimdiki en önemli özelliği de dev kaplumbağalara ev sahipliği yapması. Burada devasa büyüklükte, bir insanı taşıyabilecek güçte 100-150 yaşlarında kaplumbağalar yaşıyor. Adaya ilk kaplumbağaları 1919’da İngilizler getirmiş.
Adanın yemyeşil çevresini ve zindan bölümlerini geziyor, birkaç yüzyıl öncesinden kalan insan iniltileri ve çığlıklarını hissediyor ve ürperiyoruz. Esir ve kölelerin bağlandığı yerdeki demir halkalar hala yerlerinde duruyor.
Müthiş kumsalı ve denizi görünce dayanamıyor, ekipten izin alıyor ve okyanusa atıyorum kendimi. Zira İstanbul’dan bize tembih edildiği için hazırlıklıyım. Gittiğiniz yerde mükemmel deniz var. Malzemelerinizi ve güneş kremlerinizi almayı unutmayın dendiği için malzemelerim çantamda. Fakat ekipteki arkadaşlar getirmeyi ihmal ettiği için deniz kenarında paçalarını sıvayıp deniz kabuğu ve mercan toplamakla yetiniyorlar.
Yusuf ağabey ise başka bir alemde. Adanın halini ve tarihini görünce okyanusa bakan bir masaya yerleşiyor ve Yeni Şafak için yazısını yazıyor. Yazıyı ertesi gün okurları “Tevhid'i en iyi Hint Okyanusu'nda gördüm… Hint Okyanusu'nda bir teknede…” başlığıyla okuyorlar. Ekibimizle adaya ayak basıyoruz. Ben denizde yaklaşık yarım saatlik mola verirken Yusuf ağabey de bu arada yazısını hazırlıyor. (yanlış anlaşılmasın 7 gün boyunca sadece yarım saat denize girme imkanımız oldu. Programımızın yoğunluğu sebebiyle alışverişe çıkma ve serbest zaman kullanma imkanımız dahi olmadı Zenzibar’da.) Öğlen oluyor. Zenzibar’a dönmek zorundayız. Devlet Başkan yardımcısı yetimlerimizle birlikte ekibimizi evine davet ediyor. Onunla tanışıp sohbet edeceğiz ve fikir alışverişinde bulunacağız. Hep birlikte bizi getiren tekneye biniyor ve Zenzibar’a doğru yola koyuluyoruz. Yetimlerimiz de İHH merkezinde bizi bekliyorlar. Onları da alarak hep birlikte Devlet başkan yardımcısı Muallim Seyf Şerif Hammad’ın evine doğru yola çıkıyoruz. Devlet başkan yardımcısı Muallim Seyf Şerif Hammad ile olan görüşmemizi ve ziyaret anılarını geçtiğimiz 19 Nisan Cuma günü Tanzanya’ya Sultanbeyli Damgası haberiyle birlikte yayınladığım için tekrar etmiyorum. Bu ziyaret ile ilgilenen okuyucularımız ilgili tarihte gazeteye veya gazetenin internet sitesindeki köşe yazılarımdan okuyabilirler. Kıymetli okuyucularımıza not ve izin talebi: Bu hafta sonu, tekrar yurt dışındaki, bu kez Suriye’deki yetim kardeşlerimiz ve kamplarda yaşayan kardeşlerimize Sultanbeyli Belediyesinin desteklerini iletmek ve bölgeye gitmek üzere sizlerden izin istiyorum. Gerek Suriye’deki, gerek Tanzanya’daki son 3 günlük programımı ve izlenimlerimi nasip olursa Çarşamba gününden itibaren sizlerle tekrar paylaşmaya devam edeceğim inşaallah.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık