kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Ömer Faruk GERÇEK

Tanzanya ve Zenzibar izlenimleri -7


Ömer Faruk GERÇEK
17 Nisan 2013 Çarşamba 17:47
İHH ekibi olarak Yetim evlerini ziyaret
İHH’nın Yetim Dayanışma günleri kapsamında Tanzanya Zenzibar’daki programımızın 2. günündeyiz. Rehberimiz Faruk Hammad Hamis kardeşimiz eşliğinde yetimlerle hemhal olmaya devam ediyoruz.
Sıradaki programımız İHH’nın gözetimindeki yetimlerin evde ziyaret etmek ve hazırladığımız yardım paketlerini ulaştırmak. Önceden belirlenen periyotta sırasıyla yetimlerin evlerinin bulunduğu mahallelere sırasıyla gidiyoruz. Eski Osmanlı usülü, sadece insanların geçebileceği dar sokaklara giriyoruz. Sıkıntılı ortamlar hemen kendini belli ediyor. Gerçekten zor şartlar altında yaşanan bölgeler buraları.
Sokaklara girdiğimiz zaman bir curcuna başlıyor. Buralarda sokakların sahibi çocuklar. Bizi görünce uzaklardan var güçleriyle bize doğru koşmaya başlıyorlar, yeni yürüyeninden büyüğüne kadar 100’e yakın çocuk sarıyor etrafımızı. Bizim ellerimizden ve yeleklerimizin eteklerinden tutuyorlar. Kucaklarımıza atlamaya çalışıyorlar. Biraz şaşırıyorum. Normalde buraların kara derili minik yavruları gördüğüm kadarıyla aslında yabancılara ve özellikle “muzungu” dedikleri beyaz derili insanlara mesafeliler.
Rehberimize sorduğumda gerçekten çok mutlu oluyorum. Sizin diyor, yeleklerinizde Türk bayrakları ve İHH bayrakları var. Her yıl Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı ve İHH Yetim Bayramı olmak üzere az üç sefer geliyorsunuz. Onlara ihtiyaç malzemesi ve hediyeler, balonlar ve oyuncaklar veriyorsunuz. Onlar sizi, yeleklerinizdeki bayrak ve armalardan tanıyorlar. Öteki yabancılardan olmadığınızın farkındalar.
Ne güzel bir tanışma şekli. Rabbim bu çıplak ayaklı kara derili mazlum çocuklarımızla onları ta uzaklardan düşünüp kollayan ve ziyaret edenleri inşallah kıyamet günü bir arada haşreder ve cennetine koyar diye geçiriyorum içimden.
Büyük bir şenlik ve çocuk konvoyu eşliğinde mahalledeki yetim evlerini dolaşıyoruz. Evlerinin önünde oturan yaşlılara selam veriyoruz. Aslında onlar bizi görür görmez önceden selam veriyor ve “karibu” hoş geldiniz diyorlar.
Tespit edilen evlere gıda ve ihtiyaç malzemesi bırakıyor, kestiğimiz kurban etlerini ve diğer ihtiyaçlarını tedarik edebilmeleri için zarflar içerisinde önceden hazırladığımız nakit paraları teslim ediyoruz.
Evlerde ortalama 3 ile 8 arasında yetim var. Bunlardan bazıları akrabalık dolayısıyla bir arada bakılıyorlar. Kara derili ama güzel mi güzel çocukların yüzleri gülüyor. Minikler ise kalabalıktan dolayı şaşkın bir şekilde bakışıyorlar.
Ailelerle sohbetlere girişiyor, hal hatır soruyoruz. İHH’nın Zenzibar’daki temsilcisi Faruk, tercümanlığımızı yapıyor. Yalnız olmadıklarını, Türkiye’den dostları olduğunu ve yetimlerimiz büyüyene kadar desteğin inşallah devam edeceğini anlatıyoruz. Mutlu oluyor ve Allah’a şükrederek bizlere teşekkür ediyorlar. Birlikte hatıra fotoğrafları çektiriyoruz.
Bazı evlerin inşaat halinde olması dikkatimizi çekiyor. İyi durumda olmayan bazı yetim evlerinin gelen yardımlarla tamir edildiğini bazılarının ise yeniden yapıldığını öğreniyoruz. Ne güzel bir hizmet. Allah İHH Başkanı Bülent Yıldırım Bey’den ve çalışma arkadaşlarından ve İHH’ya gönül vermiş kişilerden razı olsun diyoruz hep birlikte.
Dönüş yolunda da cümbüş devam ediyor. Epey büyükçe olan yoksul mahalleden ayrılana kadar bütün çocuklar neşeli bağırtılar ve koşturmacalarla bize eşlik ediyor.
Araçlarımızın bulunduğu yere gelince Yetimlerimiz ve sokaktaki arkadaşlarından bir kısmı ile hatıra fotoğrafı çektiriyoruz. Bize şarkılar ve civildeşmelerle ve çeşitli gösteriler ve şaklabanlıklar yaparak veda töreni düzenliyorlar.
Gün boyunca oluşan bütün yorgunluğumuzu unutuyoruz. Araçlarımızla onları mutlu etmiş olmanın huzuru içerisinde dinlenmek üzere otelimize doğru yola çıkıyoruz.
Zenzibar’da oteldeki balkon muhabbetlerimiz
Gün sonunda çalışmalardan yorgun argın dönüp kendimizi odalarımıza atıyor ve biraz dinlendikten sonra oda arkadaşım Mustafa Özyön bey ile balkon sefasına çıkıyoruz. Birazdan kapımız çalınıyor ve Hüsnü Tuna ağabey de bize katılıyor. Memleket meseleleri üzerine üçlü muhabbetimiz Yusuf Kaplan Bey’in de odamıza gelerek bize katılmasıyla 4’lü muhabbete dönüşüyor.
Yan balkondan, Hüsnü Beyin kızı Amine Ertürk Hanım ve Mine Altuntaş hanım da üşenmeyip ekip için İstanbul’dan getirdikleri envai çeşit ikramlar ve Türk usulü çay ikram ediyor. Arayıp da bulamayacağımız bir şey buralarda. Bu Türk usulü çay ve ikramlar, yorgun geçen bir günden sonra en büyük ödül bize. Gece geç saatlere kadar. Çay eşliğinde sohbetimiz devam ediyor.
Yusuf Kaplan ağabey Yeni Şafak’a yazısını yetiştirmek için ayrılıyor ve mutad olduğu üzere sabah namazına kadar çalışıyor. Gecelerin adamı o. Okumanın ve yazmanın huzurunu geceleri daha çok hissettiğini belirtiyor. Yarınki programımız için güç toplamak üzere istirahate çekiliyoruz. 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık