kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Ömer Faruk GERÇEK

Tanzanya ve Zenzibar izlenimleri -6


Ömer Faruk GERÇEK
17 Nisan 2013 Çarşamba 17:47
Zenzibar’da 900 yıllık bir cami
İHH’nın Yetim Dayanışma günleri kapsamında Tanzanya Zenzibar’daki programımızın 2. günündeyiz. Rehberimiz Faruk Hammad Hamis kardeşimiz eşliğinde yetimlerle hemhal olmaya devam ediyoruz.
Sırada yetimlerimizle gezi turları var. İHH’nın temin ettiği iki araçla, bölgenin tarihi yerlerini geziyoruz yetimlerimizle birlikte.
Başkent’ten yaklaşık 40 kilometre uzaklıkta Kizim Kazi Dimbani bölgesine gidiyoruz. Burada Orta ve Güney Afrika’nın en eski camisi bulunuyor. İnşa tarihi 1107. Banisi Şeyh Ebu Musa El-Hasan bin Muhammed.
Cami, adaya ticaret için gelen İranlı tüccarlar tarafından 12. yüzyılda inşa edilmiş. 18. yüzyılda ise bir tadilat görmüş. Cami imamı Yusuf Bey’in verdiği bilgiye göre caminin içindeki toprak plakalardaki yazılar 12. yüzyıldaki orijinalliğini koruyor. Sadece boyaları yenilenmiş. Gerçekten böyle bir yerde bu kadar eski bir eserin 900 yıl boyunca muhafaza edildiğini görmek oldukça şaşırtıcı.
Cami hoş ve sessiz bir mahalde, kuş sesleri arasında Caminin şadırvanında abdestimizi alıyor ve bir cami görüldüğünde sünnet olan tahiyyetül mescit namazı kılıyoruz. Burada rehberimiz Faruk caminin imamı Yusuf’a haber gönderip çağırtıyor. Cami ile ilgili olarak Yusuf’tan bilgi alıyoruz.
Caminin hemen önünde büyükçe bir su kuyusu var. Deniz kenarında tatlı su buradaki herkese hayat veriyor. Denizden gelen gençler kuyudan su çekip Hint okyanusunun tuzlu sularını üzerlerinden atıyorlar. Bu arada bize de gösteri yapıyorlar. Caminin diğer yanında ise birkaç ilginç mezar var. Caminin yapımcı veya görevlilerine ait olduğu söyleniyor.
Yetimlerimiz de camiyi ilgiyle izliyor ve içini ve etrafını araştırıyorlar. Faruk ağabeyleri ve öğretmenleri onlara caminin tarihi ile ilgili bilgiler verirken ilgiyle ve dikkatlice dinliyorlar.
Sonrasında hemen caminin 100 metre uzaklığındaki Hint okyanusu kıyısındaki balıkçı köyüne gidiyoruz. Balıkçılar teknelerini tamir ediyor ve gelgit zamanı yaklaşık 200-300 metre çekilen denizin geri gelmesini bekliyorlar.
Çocuklarımızı tekrar otobüslere bindirip yola çıkıyoruz.
Şimdi meşhur Dolphin (Yunus) koyundayız. Turistler bu sahilden teknelerle okyanusa açılıp yunuslarla birlikte yüzüyor ve fotoğraflarını çekiyorlar. Burada müthiş bir doğa manzarası var. Yeşil ve mavi tonlarındaki Hint okyanusu ve yemyeşil tabiat burada koyun koyuna yaşıyor.
Burada ayrıca ömrümde gördüğüm en geniş gövdeli ağacı görüyorum. Bir ev kadar kalınlığa sahip ağacın gövdesini hepimiz ilgiyle inceliyoruz.
Ekibimizden Hüsnü Tuna Ağabey, kızı ve İHH grup liderimiz Amine Hanım ve Mustafa Özyön bey çocuklarımıza burada da şeker, balon ve oyuncak ikramında bulunuyor. Çılgınca civildeşiyorlar.
Kuvvetli eller saplı şekerlerin kağıtlarını çözüyorlar. Minik eller ise her birimizin etrafında bekleşip ricacı gözlerle ve kendi dillerinde mırıldanarak şekerlerini açmamızı bekliyorlar. Şekerlerin kağıtlarını açarken biz bile bazen zorlanıyoruz. Söz bir dahaki sefere kağıtları kolay açılan şekerlerden getireceğiz.
Bir de miniklerimiz var tabi. Farkında olmadan şekerleri kağıtlarıyla ağızlarına götürüp emmeye çalışıyorlar. Gülüşerek izliyoruz.
Artık yavaş yavaş akşam oluyor. Tekrar bizi getiren araçlara biniyor ve şehir merkezine geri dönüyoruz. Yetimlerimiz, miniklerimiz yorgun ama mutlular. Nereden mi biliyorum. Bembeyaz gözlerindeki bakışları ve inci gibi dişlerini göstererek gülüşlerinden.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık