kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Ömer Faruk GERÇEK

Tanzanya ve Zenzibar izlenimleri -2


Ömer Faruk GERÇEK
14 Nisan 2013 Pazar 12:09
Dün de bahsettiğim gibi Darüsselam’da hayat çok erken başlıyor. Sabahın erken saatinde sokaklarda bir gürültü ve koşturmaca var. Otelimizin karşısındaki derme çatma dükkanlardan birinde bulunan kasap dükkanından ritmik olarak et dövme sesleri geliyor ve bu durumdan en çok muzdarip olan da, odasının penceresi bu yöne bakan Yusuf ağabey oluyor.
 Yusuf Kaplan ağabey için bir not; kendisi, yola çıkarken Tanzanya ve Zenzibar için kuvvetli bir hazırlık yapmış, bilgisayarına yüklediği notlar ve metinlerle uçaktan başlayarak yolda bize neredeyse ülkenin 1000 yıllık geçmişi ve serüveni hakkında bilgiler veriyor. Sürekli çalışıyor. Gündüz bizimle faaliyetlere katılıyor, gece de sabah namazına kadar odasının balkonunda okyanusa karşı okuyor, düşünüyor, yazılar yazıyor. Sabah namazından sonra birkaç saat dinlenerek tekrar bize katılıyor. Enerjisi ve çalışma azminden dolayı gıpta ediyor ve aynı eforu sarf etmeyerek zamanımı boşuna geçirmiş hissine kapılıyorum.
Tanzanya’nın eski başkenti ve bizim İstanbul’umuz gibi bir ticaret şehri olan Darüsselam’da yaklaşık dört buçuk milyon kişi yaşıyor. Ve neredeyse tüm şehir sokaklarda.
Tanzanya hakkında kısa bilgiler
Tanzanya aslında birleşik bir Cumhuriyet. İki ülkeden oluşuyor. Tanganika ve Zenzibar adası. Hint okyanusuna uzunca kıyıları olan ülkenin toplam yüzölçümü Türkiye’nin yaklaşık bir buçuk katı büyüklüğünde. Ülke Afrika algısının aksine yemyeşil bir yer. Belgesellerde izlediğimiz vahşi hayvan yaşamı belgesellerinin çekildiği ve safari bölgesi olan Serengeti doğal parkı ve Afrika’nın en yüksek dağı ve romanlara filmlere konu olmuş Klimanjaro dağı (5895 m.) bu ülkede. Türk Hava Yolları Darüsselam ve Klimanjaro’ya neredeyse haftanın her günü direk uçuşlar gerçekleştiriyor ve yolcuların büyük çoğunluğu Avrupalılar.
Tanzanya 1962 yılında İngiliz sömürgesinden bağımsızlığına kavuşuyor. 1964 yılında ise iki ülke Tanganika ve Zenzibar birleşme kararı alıyor ve her iki ülkenin ilk üç harfini seçerek Tanzanya adını alıyorlar. Ülkede yaklaşık 45 milyon kişi yaşıyor. Halkın üçte biri Müslüman, üçte biri Hıristiyan, üçte biri ise yerel inançlara sahip. Ülkede önceleri 120 farklı kabile ve 120 farklı dil olduğu belirtiliyor. Ama neredeyse tüm Afrikanın anlaştığı ortak bir dilleri var; Swahili. Fakat hemen hemen herkes İngilizce anlıyor ve konuşuyor. Ülke bir çok alanda geri kalmış durumda. Tüm doğal güzellikleri ve yeraltı kaynaklarına rağmen Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alıyor. Sağlık imkanlarının da kısıtlı olduğu ülkede bir buçuk milyon AİDS hastası olduğu belirtiliyor. Bu durum, bizi, topluma açık yerleri kullanırken dikkatli olmaya yöneltiyor.
Başkentinin adı Darüsselam, fakat başkent yakın bir şehir olan Dodoma’ya yavaş yavaş taşınıyor. Bizdeki İstanbul ve Ankara gibi. İkinci ülke Zenzibar adasında ise Bir buçuk milyon kişi yaşıyor ve halkın tamamı Müslüman.
Saat 06.00’dan itibaren şehir aniden hareketleniyor. İşyerlerinin kepenkleri gürültülerle açılıyor ve Tanzanya’daki ilk günümüze başlıyoruz.
Faruk kardeş bizi otelin kafeteryasında bekliyor. Kahvaltımızı yapıyor ve programımızı dinliyoruz. Kahvaltı derken, bir muz, bir dilim karpuz ve omlet yumurta ile birlikte mango ananas karışımı doğal bir meyve suyu içiyoruz. Genelde meyve sevdiğim için yadırgamıyorum ve özellikle gittiğim yerlerde de zaten yerel halkın yediği yerel ürünleri tercih ediyorum. Bu arada garsonları çok yavaş. Bir şey ister misiniz diye soruyorlar, sonrasında da bir 15 dakika bekliyorsunuz. Mesela çay içmek için fincan ve ardından da sıcak su istiyoruz ve bekliyoruz. Her istediğiniz şey 15 dakika sonra geliyor. Bizim gibi zaman telaşeleri yok. Dünya nasıl olsa dönüyor, aceleniz ne tavırları içerisindeler. Çok rahat ve yavaşlar. Biraz garipsiyoruz.
Otelden ayrılıyoruz. Bu şehre yani Dar-üs’Selam’a gezimizin son iki gününde tekrar geleceğiz. Faruk bizi Zenzibar’a gitmek üzere Feribot’a götürüyor. Ara sokaklarda epeyce dolaşıyoruz. İstanbul’u özlemiyoruz. Çünkü trafik bize İstanbul’u aratmıyor. Bir fark var. Trafik polisleri bayanlardan oluşuyor. Hepsi mi böyle, bize mi böyle rastladı bilemiyorum.
Limandan biletlerimizi alyoruz. 1 saat sonra yine yağmur altında Tanzanya 3 adlı feribota biniyoruz. Yolculuğumuz yaklaşık iki saat sürecek. Seyahat ekibimizin hanım üyeleri börek ikramında bulunuyor. Biz de boş durmuyoruz tabi. Yusuf Kaplan ağabey ve Hüsnü Tuna ağabey ile Bengladeş’teki davadan giriyoruz. Suriye’den geçiyoruz, Türkiye’deki başkanlık sisteminden çıkıyoruz.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık