kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Kaya KILIÇ

Tahammül sınırları


Kaya KILIÇ
26 Mayıs 2013 Pazar 12:00
Bu günlerde bir konuya derinlemesine eğildim. Daha doğrusu uzun zamandır (yaklaşık 13 ay oldu) araştırıyor, karşılaştırıyor ve bir sonuca varmaya çalışıyorum. Sabır nedir diye sorsam sizlere, eminim yüzlerce cevap verirsiniz ve her birinizde ayrı, ayrı hikâyeler anlatırsınız hayatınıza dair. Bu hikâyeleri anlatırken kendi sabrınızı veya sabırsızlığınızı da kendinizce bir teraziye vurur; ağırlığını, büyüklüğünü veya çekilmezliğini anlatırsınız. Bu konuda kimseyi kendi terazimizle tartamayız, kimsenin tahammül sınırlarını belirleyemeyiz veya kimseye nedenini açıklattıramayız. Herkesin farklı, farklı gerekçeleri ve farlı, farklı sebepleri vardır. Benim sevdiğim fakat hiç kimsenin sevmediği (beni tanımayanların hoşlanmadığı) hasletlerim vardır, bu aile içerisinde veya beni yakinen tanıyanlarca hoş karşılansa da; başkalarına veya beni tanımayanlara itici, kötü gelebilir. İşin aslını veya alışkanlıklarımızı tam olarak bilemiyor; tiklerimizi( istem dışı hareketlerimiz) bilemeyenler tarafından horlanıyor olabiliyoruzdur. Bu haller bazı hallerde yöresel, ırksal, ailesel bir gelenek veya alışkanlıklar olabildiği gibi; bazen de insanın istem dışı olarak yaptıkları olabiliyor. Yaptığınızdan kendinizde hoşlanmıyor olabiliyorsunuz ama istemeseniz de yapıyor veya yapmak zorunda kalabiliyorsunuzdur. Hemen, acelece davrandığınızda çok olumsuz bir davranış sergiliyor, aslını öğrendiğinizde çok ayıp ettiğinizi anlıyorsunuz. Bu haller daha çok gençlikte başımıza gelir, birçoğunuzun zihninde askerlik anılarınız canlanmıştır veya anlatılanlar hatırınıza gelmiştir. Kimse yanınızda olmasa da yapmışsanız böyle bir hareket, yüzünüz kızarmıştır, aynı mahcubiyeti bir kez daha yaşamışsınızdır.
Dinlesek, anlamaya çalışsak en saçma sapanını (absürdünü) bile, belki anlayacağız, aşağılamasak hemen belki de tahammül etsek; belki bizde o halde olmamak için dua edeceğizdir. Mahallemizde, köyümüzde, ilçemizde belki de ailemizde böyle olanlarımız vardır değil mi? Evet dediğinizi kabul ederek, az insaflı olmalıyız diye düşünüyorum. Bu türden insanların üzerine gidince; alışkanlıklarından vaz geçme şansları yok, çünkü yaranın sürekli kabuğunu kaldırarak iyileşmesini engelliyor; yaranın sürekli yeni olmuş halini sağlıyoruz. Bizler bu hallerden haz alırken onlarınsa o hallerinden çok müteessir olduğunu düşünemiyoruz. Evinde özürlüsü olanlarla bir konuşun veya bir dertleşin bakalım sizlere neler söylüyorlar. Hepsine dua edelim ve onların yerine kendimizi bir koyalım (empati) yapalım, nasıl acılar çektiğine ve işin aslını öğrendiğimiz de ise “keşke”lerin kaç kere dilimizden düştüğüne bir bakın. Sonuçta insanız ve hepimizin başına gelebilecek haller bunlar. Kendimiz istemeden başımıza geliyor ve her anda başımıza gelmeyecek diye bir garantimiz yok doğrusu.
Sabır: başımıza bir şey geldiğinde, bize bir kötülük isabet ettiğinde ettiğimiz tahammülün öbür adı.  Yüce yaratanımız sabretmemizi ve sabırda da sebat etmemizi emrediyor. Kurtuluşumuzun reçetesinde acele etmeden, sabrettiğimizde kurtulacağımızı vad ediyor. Gerçek manada sabreden, tahammül eden kurtuluşa erişenlerden olmak dua ve temennisiyle, kalın huzur ve sağlıcakla.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık