kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Ömer Faruk GERÇEK

Sultanbeyli Belediyesi’ne dair izlenimlerim ve Yöneticilere dair bir Hadis-i Şerif


Ömer Faruk GERÇEK
5 Ağustos 2014 Salı 19:36
Büyük lider ve yöneticiler başarılarını ve etrafındaki basiretli insanlarla ayakta kalır ve büyürler. Bunun günümüze ait genel örneği de Başbakan ve Cumhurbaşkanı adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dır. Erdoğan günümüzde de etkilerini yaşadığımız ulusal ve uluslararası bir çok badireyi kanaatimce önce Allah’ın yardımı, sonrasında da cesaret, risk alma ve kararlığı ve nihayetinde etrafında oluşturduğu akil adamları sayesinde atlatmaktadır.
Bu durumun yerelde çevremizdeki en büyük örneği de Pendik’te Erol Kaya’dır.
Bu günkü yazımızın ana konusuna gelince…
Bu gün bir Hadisi Şerif’e denk geldim ve uzun zamandan beri rahatsız olduğum bir konu üzerine eğilmeye karar verdim..
Okuduğum hadis’i Şerif şu şekilde..
“Allah Müslümanların başına yönetici tayin ettiği bir kimse için hayır murat ederse, ona salih/dürüst bir vezir (yardımcı-danışman) verir ki, unuttuklarını ona hatırlatır, hatırladığında (bildiği şeyleri yapmak istediğinde) ise ona yardımcı olur.
Şayet Allah o yöneticiye bundan başkasını (kötülüğü) murat ederse, ona öyle kötü bir vezir (danışman) verir ki, unuttuklarını ona hatırlatmaz, hatırında tuttuğu işler konusunda (bildiği şeyleri yapmak istediğinde) ise, ona yardımcı olmaz.” (Kenzu’l-Ummal, Suyuti, H. No: 14940)
Bu gün Sultanbeyli özelinde Belediye yönetimi ve Sultanbeyli Belediye Başkanı Sayın Hüseyin Keskin ile ilgili gözlem ve kanaatlerimi aktaracağım. Birileri kızacak, birileri sevinecek, bazıları eleştirecek biliyorum.
Zaten bu, mesleğimiz itibariyle sürekli başımıza gelen bir durumdur. Yani biz buna alışığız.
En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyip mevzuya girmek istiyorum.
Bu gün, Sultanbeyli’de Belediye ve Ak Parti çevresinde oluşan aciz ve iş bilmez bir yapının varlığından söz etmek istiyorum.
Bu yapının da, meşru güç ve cesaretini, Sultanbeyli halkının Sayın Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan ve bu günlerde de Cumhurbaşkanı adayımız Recep Tayyip Erdoğan’a olan (ve Sultanbeyli’de yaşadıkları olumsuzluklara rağmen) halkın verdiği koşulsuz desteğin arkasına saklanıp, ondan yukarılara karşı güç vehmederek, ve bu durumu bayrak olarak kullanıp vaziyeti idare ederek aldığını belirtmek isterim.
Sayın Sultanbeyli Belediye Başkanı Keskin ise, etrafını iş bilmez ve kabiliyetsiz insanlarla donatarak aslında farkında olarak veya olmayarak kendine ve Sultanbeyli’ye yapabileceği en büyük kötülüğü yapıyor.
Sayın Keskin’in etrafındaki bu durum Sultanbeyli’de ve civarında aslında “sağır sultan” tarafından bile dillendiriliyor.
Ama orta yere çıkıp bir şeyler söyleyen pek yok. Yani “Söylesem dinleyen yok, sussam gönül razı değil” durumları..
Geldiğimiz nokta itibariyle kanaatime göre, Sayın Keskin etrafındaki has dairede şakşakçı ve “laf taşıyıcı ve kanaat belirtici veya kanaat yapıştırıcı” takım arkadaşlarının perdelemesi sebebiyle, şu anda kamuoyunda oluşan bu negatif algıyı fark edememektedir.
Halk nezdinde edindiğim intiba ise, bu yapının, Belediyenin illegal ve asimetrik gelir yapıları üzerine bir araya gelmiş arkadaş yapısı (grubu) izlenimi vermektedir.
 Ayrıca, eminim ki başkan Keskin’in etrafındaki bu yapı, gelir ve menfaatler oluşmayınca bir gün bile orada bulunmayacaklardır.
Başkan Keskin’in etrafındaki bu kümelenme tamamen menfaatlere dayalı bir birliktelik izlenimi verdiğinden dolayı, bu menfaatin kalkması durumunda bu yapı bozulacak ve karşılıklı itham ve suçlamalar ve itiraflar baş gösterecektir. Bu durum geçtiğimiz 1. Keskin döneminde de bizzat gözlenmiştir.
Bu olaylar sonrasında, önümüzdeki süreçte, kaybeden Başkan Keskin olacak gibi görünse de aslında kaybeden Sultanbeyli olacaktır.
Aslında, Sultanbeyli 15 yıldır ciddi zaman kayıpları yaşamıştır. Ve yeniden bu kayıp lüksüne de sahip değildir.
Mesela bu çevreler içinde Bir sayın Başkan Yardımcısının mahareti (kırdığı ceviz mi demeliydim?) kırkı geçmiştir.
Müdürlük yaptığı dönemde yani Sayın Keskin’in ilk döneminde Belediye içerisindeki hiyerarşiyi ciddi biçimde eline almış, kilit noktalara yaptırdığı atamalar, Toplu ve bireysel işten çıkarmalarla personel üzerinde ciddi baskılar oluşturmuş ve bir Belediyede bir korku topluluğu meydana gelmiştir.
Şimdi başkan yardımcısı olan bu şahıs, Belediye içinde (ifade ağır kaçmakla birlikte) adeta bir Gestapo rejimi kurmuş, mesela, kendisinin de bir görüşmede ifade ettiği gibi, şahıslarla olan özel görüşmeleri gizli olarak, kişilerin bilgisi ve rızası olmadan kayıt altına almış ve kişileri sonrasında bu kayıtlarla yola getirmek istemiştir.
Daha önceleri ise ciddi manada muhalifleri ve özellikle Belediye ve Ak Parti’den olmak üzere belediyede işe aldığı bir ekip vasıtasıyla fiili olarak dinletip izleme yaptırdığı iddiaları ayyuka çıkmış ve yine duyduğum kadarıyla bu durum, şikayetler üzerine Gayrettepe Emniyeti tarafından soruşturma gerekçesi olmuştu. Böyle bir soruşturmanın olup olmadığını ve sonucun ne olduğunu kesin olarak bilmemekle birlikte gerçek olduğu kanaatine sahibim.
Burada, şunu da belirtmeliyim ki, alıcısı olmayan malın satıcısı da olmaz..
Esas itibariyle zaten bu başkan yardımcısı şahıs ile ilgili olarak kamuoyunda ciddi algı problemleri de bulunmaktadır. Bunu bir şekilde Belediye ile yolu kesişen veya iletişim içerisinde olan herkes zaten dillendirmektedir.
Bu şahsın, Belediyenin ekonomik ve idari alandaki yönetiminde ciddi etkileri olduğu ve zaman zaman da aslında belediyeyi aslında o kişinin yönettiği gibi bir algı da, yüzü belediyeye dönük olan kamuoyunda açıkça dillendirilmektedir.
Özellikle ekonomik konularda ciddi manada girişim ve usulsüzlüklerinin olduğu fakat bu durumu da kılıfına, hukukuna uydurma konusunda mahir bir ekiple hareket ettiği için, kağıt üstünde durumun yasal hale kavuşturulduğu gözlemlenmektedir.
Burada ciddi manada gerçeklik payı bulunun şu espriyi de yapmak isterim.
Halk arasında Belediye mevzuatını anlatmak için bir söylenti vardır. “Belediyeler sadece para basamaz, adam asamaz”. Denir.
Halk arasındaki bu tabir, bunun dışında “her şeyi yapar ve bir şekilde kitabına uydurur” anlamında espriyle kullanılmaktadır.
Yukarıdaki mevzuda, kendisini ciddi manada yıpratacak bir konu olması hasebiyle bu konularda da Sayın Keskin’in bilgisi olup olmadığı ve ne düşündüğü de aslında merak konusudur.
Zaman zaman da bu şahıs ile başka gruplara ait yapılar arasında ciddi krizler çıkmakta ve tasfiyeler oluştuğu görülmektedir.
Halen şu anda bile böyle bir kriz olduğunu da düşünüyorum.
Yine bu şahsın, Sultanbeyli ve yakın ilçe kamuoyunda iddia edilen dillere destan olan kendi veya yakınları üzerinden yönettiği iddia edilen menkul ve gayrimenkul varlıkları (bu ifade servet düşmanlığı olarak algılanmasın lütfen) ve üçüncü kişiler üzerinden kurduğu ticari işler ve ortaklılarının olduğu iddiaları da, ilgili mercilerce ayrıca etik olarak da araştırılması gereken bir konudur diye düşünüyorum. Zira sinek küçüktür ama mide bulandırır. Ayrıca “bir şeyin şuyuu, vukuundan beterdir” demiş atalarımız..
Zira bu şahıs uzun yıllardır Belediyelerde devlet memurudur ve ekstra bir iş yapması ne mevzuat ne de zaman açısından mümkün değildir. Belli oranda iş ilişkileri olan birisinin de serbest piyasaya göre oldukça düşük maaşlı bir işte bulunması realiteye uygun düşmemektedir.
Gelinen süreç içerisinde Sultanbeyli’de gerek Belediye ve Gerek Ak Parti içerisinde, ciddi yanlış silsileleri arka arkaya dizilmiş, fakat itiraz veya ihtar edenler kapı önün konulduğu veya pasifize edilip kızağa çekildiği için, oluşan bu durumların etrafına örülen setler sebebiyle, olan bitenden tam da haberinin olup olmadığını bilemediğimiz Sayın Keskin’e olayların bizzat iletilmesi imkanı da oluşmamıştır.
Mevzuya binaen belirtmeliyim ki, aynı başkan yardımcısı, müdürlüğü döneminde randevu sistemini de dikkatlice kurgulayarak ulaşılması zor bir başkan oluşturmuş (burada itirazları gidermek için belirteyim, ciddi söylemi olmayan görüşme taleplerinden bahsetmiyorum.)
Ayrıca şunu da belirtmeliyim ki gerçekleri Başkan Keskin’in kendisine aktarması beklenen insanlar genelde beklentisi olmayan kırılgan insanlardır, talepsiz ve isteksizdirler. Kenarda durur, itirazlarını talep edilmedikçe dile getirmezler.
Ama genellikle bu kişiler toplum içerisinde saygındırlar, fikir ve düşüncelerini, kanaatlerini seviyeli ortamlarda toplum ile paylaşırlar. Bu durum zamanla kanaat sahibi kişiler vasıtasıyla toplumda ciddi bir fikriyat ve kanaat altyapısı oluşturur.
Muhatapları, toplumun yüzlerine karşı tepkisizliğini zamanla kar olarak görse de zamanla bu durum ciddi ve tamiri imkansız handikaplar oluşturur.
Bunun en bariz örneği bir önceki belediye başkanı döneminde yaşanmıştır. Maalesef bu durumdan en çok faydayı sağlayan da o dönemde ilçe başkanlığı yapan Sayın Keskin olmuştur.
Başkan Keskin elbette (algıları ve talebi bu konuya açık olmadığı gözlemlendiği için) yüzüne söylenemeyen bu durumlar karşısında, yüzüne gülenler ve etrafında oluşturulan sarmal halka vasıtasıyla, sorun olmadığı, asayişin berkemal olduğunu, dışarıda kamuoyu algısının nerelere geldiğini görememekte ve algılayamamaktadır.
Dolayısıyla sadece etrafındaki aklına itibar ettiği kişiler tarafından kendisine gösterilen fotoğrafla yol almakta ve olaylar ve şahıslar hakkında hükümler vermektedir.
Gözlemlediğimiz kadarıyla Başkan Keskin’in de fıtratı bu şekilde yönlendirilmeye müsaittir. Bizim yanlış olarak gördüğümüz bu durumların, Aile bireyleri başta olmak üzere, akraba, arkadaş çevresi, belediye yöneticileri ve parti yöneticisi arkadaşları ile adeta “körler sağırlar birbirini ağırlar” mantığı çerçevesinde küçük bir dairede ve heva, heves ve evhamları beslemekte ve kısır döngüye sebep olduğu görülmektedir.
Aslında Başkan Keskin’in etrafındakiler kadar her hangi bir sebeple kendisine gelmeyen insanlarla da (şimdiye kadar yapılan şekilde değil dost acı söyler misalince acı söyleyecek insanlar arayıp bularak) göstermelik değil de ciddi manada irtibatlar kurması, muhalefette de olsalar bu insanlarla fikir alışverişinde bulunması ve kendileri üzerinde oluşan algıyı alabilmesi ve idrak etmesi gerekir. Çünkü bu durum ilişkilerde ölçüyü kurar, kollar ve karşılıklı saygıyı da artırır.
Zira Sultanbeyli diğer ilçelere göre sorunları (mülkiyet, imar, gençliğin kozmopolitliği, muhacirlerin çokluğu vb.) oldukça fazla olan bir yerdir ve Keskin’in oturduğu makam da ciddi yük ve sorumluluk getiren, zor bir makamdır.
En zor şey de bu yükü toplumla birlikte çekmek yerine (biraz da etrafındaki basiretsiz insanlar sebebiyle) tüm yükü kendi başına omuzlamasıdır.
Dışarıdan bakıldığında, Keskin’in yaşadığı bir çok krizde de bu durum açıkça ortaya çıkmıştır aslında.
Bu krizlerde genel olarak sebepler, Belediye içinden ve kişisel ihtiras ve grup çatışmaları sonucu Keskin’in yanındaki yardımcılarının ve yöneticilerinin, süreçleri yönetememesinin sonucu oluşan durumlardır. Yönetilemeyen krizler, nihayetinde, ağır faturalar halinde Başkan Keskin’e geri dönmektedir.
Sonuç olarak, buraya kadar anlatılanlar dışında, Başkan Keskin’in en önemli bir imtihanı da, yakın arkadaş çevresinin Maddiyata ve özellikle Müennes taifesine olan zaaf ve eğilimleridir. Bu konu ise, toplum ve kamuoyu nezdinde açıkça tartışılacak ve ikaz edilecek bir durum değildir. Fakat Belediye içerisinde olan her şey bir şekilde toplumu bizzat ilgilendirdiği için, toplum adına da tedbir alınması gerekir.
Eğer Başkan Keskin bu durumu toparlayamaz ve halkasını çapraz olarak genişletemez ise, Sultanbeyli’de geçmişte ibret aynasında kalan, Sayın Yahya Karakaya dönemindeki gibi bir sonuçla karşı karşıya kalması büyük ölçüde mukadder olacaktır.
Zira, sosyolojik ve toplumsal olaylarda önemli bir kuraldır. İbret alınması gerektiği için “Tarih tekerrürden ibarettir.”  06.08.2014

YORUMLAR
  • yorum2017-09-13 13:26:20Ertuğrul ÇELİK

    Bu yazıları şimdi değil. Resimiz Recep Tayip ERDOĞAN önderliğinde çürük yumurtaları ayıklanma zamanı geldiğinde daha iyi anlayabilir siniz.
    hesap günü geldiğinde hesap vereceksiniz. Sultanbeylilinin hiçbir mağduriyeti giderilmedi.Adam kayırma , tembellik Sultanbeyli belediyesinin tedavi edilemez bir hastalığı olmuş. Büyük lider ve iyi yöneticilerin içinde Hüseyin Keskinin olmadığı açık ve nettir. çok merak edenin yüzüne karşı daha detaylarını da anlatırım.

  • yorum2017-08-22 08:32:49CEVDET GENÇ

    "Büyük lider ve yöneticiler başarılarını ve etrafındaki basiretli insanlarla ayakta kalır ve büyürler." Dakika bir gol bir. Ne demeli ki; bu işte sizlere kaldı. Kötü gazetecilik yaptığınız halde iyi para kazanıyorsanız ve bu parada hakkım varsa haram olsun.

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık