kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Kaya KILIÇ

Sebebini sormadan tamam demiyorum


Kaya KILIÇ
9 Kasım 2012 Cuma 13:29
Tek taraflı dinliyoruz hep olayları veya hadiseleri. Aslını anlamak için bu doğru değil, doğru olanı öğrendiğimizde ise neredeyse çoğunlukla mahcup oluyoruz. Maksadını aşan cümlelerden kaçınmak yerine; söyleyene inanıp çok iddialı laflar sarf ediyoruz. Tarafı olduğumuz ya da düşman olduğumuz tarafsa, zaten meyyaliz yanlış anlamaya veya anlatmaya. Haksızlık, anlaşmazlık vs. vs. peşi peşine geliyor ve biz istemesek te belirsizliğe sebebiyet veriyoruz. Yanlışta olsa nasılsa başkasından duyduk; o uydurduğu için gerçekler meydana çıksa da nasılsa bir bahanemiz var değil mi? Günahı falancanın boynuna ben ondan duydum kurtarıyor. Kendimizi kandırdığımızın bal gibi farkındayız ve bunu baş, başa kaldığımızda itiraf ediyoruz. Korkunç hata burada başlıyor bana göre. Haksız olduğumuzu ve hatalı davrandığımızı inandığımız, karaladığımız insanların ortasında söyleyemiyor, anlatamıyoruz. Kaybımız burada başlıyor bana göre ve inanımız zayıflıyor insanlara, insanların hepsini de kendimize göre değerlendirdiğimizden güvenilmez kabul ediyoruz. Böyle değil aslın da inandıklarımız ve anlattıklarımız. Hep başkaları sahtekar, hep başkaları düzenbaz, hep başkaları güvenilmez!! Hayır, asla kendimizi o kategoriye koyup tartmıyoruz. Aynaya bir bakabilsek ah, kendimizde de hatalar ve kusurlar olabileceğini düşünebilsek, nerde azizim hepimiz dev aynasındayız ve hiç de aşağıları düşünmeyiz.
Karar versek ve gördüğümüz aksiliklerin hepsi bizim yüzümüzden oldu desek. Başımıza bir hal geldiğinde başkasını suçlamak yerine bunun suçlusu benim ve benim yüzümden oldu desek. Neler değişir hayatımız da acaba, çok mu sahtekâr birisi oluruz yoksa takdire şayan birisimi? Yâda insanları bir kenara bırakıp yaratıcının huzurunda en doğruları yaptım desek ne olur. Ne olmaz ki değil mi? Yaratıcının takdirini kazanmak ve en çok sevilmesi gereken tarafından sevilen olmak. O zaman herkesi düzgün insanlar ve bizi tanıyanlarınsa hepsinin dürüst olduğunu nasıl da anlarız. Öyle değil mi? “Kişi sevdiğinin dini üzeredir” hadisi gereği ferah bulur ya da zelil olur. Tercihlerimizden dolayı zelil olmayız inşallah.
Sebepler, sebepler, sebepler. Zorda kaldığımızda sığındığımız, felaha erdiğimizde ise arkaya hiç bakmadığımız. Aklımıza geleni dilimizin tercüme ettiği güçlü halimiz; zayıflık ta ise hakkı bile söyleyemeyen, hatta telaffuz bile etmek istemeyen vicdanımız. Ah doğrular, onları hep yerinde ve zamanında bir söyleyebilsek, hem dünyamız hem de ukbamız kurtulacak ama nerede. Yaratıcı hakkımızda hayırlısını nasip etsin diyerek kapatmak istiyorum kalın huzur ve sağlıcakla.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık