kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600

MİSYON ve VİZYON


17 Kasım 2012 Cumartesi 15:30
Tebdil-i mekânda ferahlık varmış.
Yani yer değiştirmede, çevre ve ortam değişikliğinde rahatlık ve ferahlık vardır.
Bundan kıyasla, zaman zaman isim ve şekil değiştirmede de bir ferahlık olsa gerek.
Belki de böylece değişen dünyada, değişen ve gelişen yeni fikirleri aynı isme hapsetmekten kurtarmak, aynı zamanda daha özgür düşünüp, daha özgür ve özgün yazmayı da kolaylaştıracaktır..
Hem farklı isimler bir zenginlik ve bir enginlik sağlar; farklı çağrışımlar yapar; farklı ufuklar açar insana.
Hatta bu isimler mahalleyi, bölgeyi, hatta memleketi dahi aşıp, başka dünyaları bile kapsayabilmeli.
Belki böylesi daha evrensel, daha kuşatıcı hatta belki daha etkili olur. Kim bilir!
Zaten artık öyle bir çağdayız ki; Dünya küçük bir köy, bütün insanlar artık birbirine komşu oldu. Tabi ki dilleri de birbirini etkiledi ve etkileyecek.
Dolayısıyla kültürler gibi, bunları taşıyan kelimelerde artık bütün insanlığın ortak malı oldu.
Aslında beklide önemli olan kelimelerin şekli ve menşei değil, anlamı, kapsamı, derinliği ve etkinliğidir; kim bilir!
“Misyon” ve “Vizyon” da bu kelimelerden olup, Fransızcadan dilimize geçmiş iki evrensel isimdir.
Literatürde “Misyon”; esas vazife, verilen özel görev, yüklenilen iş anlamında kullanılırken, “Vizyon”, görme, görebilme, bakıldığında görülen alan, bir bilgi, bir değer sahibi olma ve bunu gösterme, sergileme yeteneği anlamlarına gelir.
Yani buna bir çeşit aynadarlık da denebilir. Bir yere, bir olaya, bir fikre ve bir noktaya panoramik biçimde bakmak ve bunu topluma gazeteyle ayna misali sunmak.
Bir müessese olarak vizyon, iki biçimde ortaya çıkar; bugünkü vizyon ve gelecek vizyonu.
Bugünkü vizyon, bize içinde bulunduğumuz yeri gösterir ve hangi noktadan hareket ederek değişmeye başlayacağına işaret eder. Çıkış noktasıdır.
Gelecek vizyonu ise bize, varmak istediğimiz hedefi gösterir. Varış noktasıdır.
Gelecek vizyonu eğer iyi belirlenmiş ve paylaşılan bir vizyon ise, ulaştığı veya kapsadığı herkesi bir mıknatıs gibi kendine çeker. Ondan uzakta kalmak rahatsızlık verir.
Çünkü ondan uzak kalmak bir kayıptır, bir zarardır. En azından mahrum kalınan bir kârdır ki; her halde bunu bile kimse istemez.
İnsanlar ve varlıklar ismiyle müsemma olurmuş. Yani isimlerine uygun karakter gösterirlermiş.
Umarız ki; gazetemizde yedi yıllık yarı uykuda geçen bir süreçten sonra doğru zamanda uyanmış olur ve ismiyle uyumlu işler yapar.
Gazetemizin misyonu; doğru ve etkili habercilik; çok geniş kitlelere ulaşan; her doğruyu yazamasa da yazdıkları doğru ve objektif; takdiri gibi tahkiri de yerinde ve adil; üslubu yıkıcı değil, yapıcı ancak etkili; tüm farklı ve yüksek fikirlere açık, taassuptan uzak ve önyargısız; güçlü ve kararlı; hepsinden önemlisi kimseye köle olmayan, kimseden kölelik beklemeyen; hitap ettiği topluma ve toplumun değer yargılarına saygılı; topluma saygılı olanlara da saygılı; temel amacı Hak’ka ve halka hizmet etmek ve bunlara hizmet edenlere de destek vermek…
Özelde de Sultanbeyli başta olmak üzere, İstanbul-Anadolu yakasının sesi soluğu olmak; bölgenin sorunlarını dile getirmek; yapılan hizmet ve faaliyetleri duyurmak; halkı olanlardan haberdar etmek; hizmet edenleri de, yan gelip yatanları da, kendi ikbali, istikbali ve de kesesine çalışanları da, halkın hizmetinde olanları da tanıtmak; ancak hep haktan ve adaletten yana olmak…
Çünkü gazetenin adı Vizyon. Adına yaraşır fonksiyonları olmalı. Halka ayna olup aydınlatmalı. Olanı biteni doğru ve objektif, ancak sadece göründüğü  gibi değil; basiret ve feraset şualarıyla, dosdoğru ve derinliğine yansıtmalı.
Hepimiz biliriz ki; elimizden geleni yapmadığımız sürece, umduğumuzu bulamadığımız için şikâyet etmeğe hakkımız olmaz.
 Herkesin elinden gelen farklıdır.
Bir iki deli bir araya gelir ve elini taşın altına kor, kınayanın kınamasını, müştekinin davasını göze alır, masrafların ve maliyetin dayanılmaz yükünü sırtına alır ve belki de dünyanın en zor ve riskli işlerinden biri olan gazete, hem de günlük gazete çıkarır.
Biz ve bizim gibilerde, işin biraz daha kolayına kaçar; işte bir kısmı haber peşinde koşarken, bir kısmımız da kalemimizin elverdiği kadar bize ayrılan köşemizden görüp düşündüklerimizi yazarız.
Eee size düşen de; bizim için okumak, o gazete çıkaran deliler için ise abone olmak.
Zaman zaman da fikrinizi, tenkit ve teşekkürünüzü ve hatta beklentilerinizi bizlere bir zahmet iletmek.
Ne demişler! Marifet iltifata tabidir, müşterisiz mal zayidir.
En iyisi gelin anlaşalım.
Biz çok sık ve uzun yazıp sizi yormayalım. Çünkü konularımız çok önemli ve gerekli olsa da, gevezeler ne kadar güzel söz söyleseler de sevilmezler düsturunca yazılarımızı kısa tutalım.
Diğerleri her gün ilginizi çekecek haberleri derleyip, dosdoğru yazıp, sonrada gazeteyi hazırlayıp, basıp ayağınıza getirsin.
Sizler de abone olun, abone bulun ve gazetenin devamı ve kimsenin maşası olmaksızın sadece size hizmet etmesi için reklam ve ilanlarınızı buraya verin ve verdirin.
Yazılanları da lütfen okuyun.
Böylece VİZYON sizin gazeteniz, sizin sesiniz olsun.
Hadi hayırlısı olsun. 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık