kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Kaya KILIÇ

Kral çıplak dostum, sen kabul etmesen de!


Kaya KILIÇ
17 Şubat 2012 Cuma 14:11
Hepimizin bildiği bir hikâye vardır. Hani o hikâyede krala elbise diktiğini söyleyenle ve ona çok yakıştığını anlatmaya ve anlamaya çalışan tebaa/halk topluluğu vardır. Bizlerinde kör tarafı var mıdır diye sordum bir dostuma bu hikâyeyle. Hikâye şöyledir.
*Kral Çıplak
Hikâyeyi bilmeyenimiz yoktur Megaloman kralın, dalkavukları yüzünden düştüğü hali hikâyeden bu kıssayı kısaca hatırlatayım isterseniz
Giyimine düşkün kral, bir gün emir erini çağırıp, ülkedeki terzilere duyuru yapmasını ister Duyuru şudur: Kim en güzel elbiseyi dikerse, onun sandıklar dolusu altınla ödüllendirileceği, beğenilmez ise kellesinin gideceğidir
İlanı duyan terziler saraya koşar, ama çoğu bu cesaretinin bedelini kellesi ile öder Fakat uyanık bir terzi saraya giderek krala bu işe talip olduğunu söyler Nihayetinde işi alan terzi, haftalar sonra, sadece akıllıların görebildiği ama aptalların göremediği elbiseyi getirir Doğal olarak, kral ve adamları, aptal konumuna düşmemek için “ortada elbise falan görünmüyor” diyemezler Kral ilk törende, halkının huzuruna, bu sadece akıllıların görebildiği elbiseyle çıkar Tabii kralın dalkavukları bu arada elbisenin özelliklerini halka anlatmışlardır Aynı şekilde halk da aptal durumuna düşmemek için kralı alkışlar ve tezahüratlarla karşılarlar Ama gel gör ki, bu tür entrikalara aklı ermeyen ufak bir çocuk, gördüğü manzara karşısında kendini tutamaz ve “anneee bak, kral çıplak” diye bağırır Olayın büyüsü bozulur ve halk, kral çıplaaak diye bağırmaya başlar…

Evet, gerçekten bizlerde alkışlayanlardan mıyız, yoksa çocuk gibi aklımızın ermediğinden kral çıplak diye bağıranlardan mıyız? Sorular birbirini kovalayacağını bildiğimden dolayı; hayır kral çıplak değil dostum biz yanlış görüyoruz, bu şehrin en akıllıları biziz ya o yüzden biz diyelim kralın çıplaklığını. ’’Dalkavukluğu meslek edinenler, yüzüne sen…… diye başlayıp ardı arkası kesilmeyen hakaretlerden gocunmayacak’’ derdi bir büyüğümüz. Eyvallah, eyvallah ne güzel demiş, biz ancak bu söze saygı duyduğumuzu söyler ağzına sağlık deriz vesselam. Empati kurduğumuz, kendimizin başına gelseydi ne yapardık dediğimiz ve yerden yere vurduğumuz nice meselelerde; ben olsam böyle, böyle davranmazdım derdik ya…. Hadi oradan, hadi oradan diyen rahmetli bir büyüğümüzü hatırlattı( Erbakan hocayı rahmetle anıyorum) bende hadi oradan diyor devam ediyorum. Ben onların nicesini gördüm ve müşahede ettim, şimdi onlar yüce makamlardalar ve ben olsam kral çıplak derdim diyenlerin hepsinin şimdi alkış tutan ahmak halktan olduklarını görüyorum. Görüyorum ki oradan öyle görünmüyor, ya etraftakiler önünü kesiyor, ya at gözlüğüyle bakıyoruz, yada herşeyi biliyoruz fakat işimize gelmiyor. Hepsi birbirinden berbat bir hal ama en sonuncusuysa daha da berbat; bunun içinde ihanet, bunun içinde yetim hakkı, bunun içinde beytül-mal’i car-cur etmek var ve daha neler, neler var Allah korusun. Bilmeyerek yapılana hata-kaza-kusur denilir, bilerek yapılana ihanet-kasten veya tahrip etmek denilir, buda en ağır sayılanlar arasında baş sayılır ve sonucu ne demek bunu herkes biliyor.
Her dönemin kendine has kraldan daha çok kralcıları vardır. Peygamberler döneminde bile. Musa’nın ilahına inandım diyecekti belki Firavun fakat olmaz, sen ilahsın zaten, senden güçlü kim olabilir ki diyen dalkavuklar, yalakalar vb. daha ne diyebiliriz ki. Onların minimize edilmişleri çokça görüp şahit oluyoruz, öyle değil mi? Tek başlarına, vicdanlarıyla kaldıklarında onlarda kendilerine bir bakabilseler; ona bile müsaade etmiyor menfaat ve çıkar takımları. Aslında iyi adamdı kardeşim; makam, mevki, para, şan, şöhret bir insanı bu kadar değiştirmiş ve başka birisi haline getiremez, dediğimiz çokça olmuştur değil mi? Onlara da kral çıplak diyorum ve başka bir şey de demiyorum. Kendilerini oraya getirenleri darağacına çekmek, onların şan ve şerefleriyle oynamak isteyenler de kral çıplak arkadaşlar, zaman o zaman değil diyorum. Artık gizli bir şey pekte kalmıyor, belki bize doğru gelmiyor ama o masum insanların hesabı da sorulacaktır, yoksa bir gün sormayanlardan hesap sorulduğunu da hepimiz görüyor ve yaşıyoruz değil mi?
Kendilerini allameyi cihan gören, manşetlerinden/başyazılarında şer akan gazeteler, ağızlarından çıkanları, kalemlerinden yazılanları görünmeyen(kendilerinin bile neler yazdığını bilmeyen ısmarlamacılar); birilerinin değirmenine su taşıyanlar, kalemşörler kral çıplak sizler alkışlasanız ve çok yakıştı deseniz bile. Küçük adamlar büyük hesap yapamaz, hesapsız kasabın ise elinde ne bıçak kalır ne masat. Üç kuruşluk menfaat için nicelerini karalayanlar, o gün yaptıklarını kar sayıyorlardı. Görüyoruz ki maalesef karı bırak, zararın bile hesabını tutacak güç ve kuvvette değiller. Son pişmanlıklar fayda verir mi? vermez mi? onu biz bilemiyoruz, bildiğimiz bir şey varsa hepsinin bir hesabı var ve er yâda geç hesap vereceğiz. Karaladıklarımız, hayallerini yıktığımız, geleceğini kararttığımız o insanlar; sizin manşetlerinize ve köşelerinize ne kadar beddua ettiler ve etmeye de devam ediyorlar. Eyvah demeden Allah diyelim bir ilahi var, ona intisap edip, Allah, Allah diyerek kendimizi affettirmeye bakalım derim vesselam. Bu duygu ve düşüncelerle kalın huzur/sağlıcakla.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık