kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Kaya KILIÇ

Kaçıncı asabiyet bizi bu hale getiriyor?


Kaya KILIÇ
26 Şubat 2012 Pazar 15:06
Her söze cevabı olan insanları kıskanıyorum. Hazır cevap olmak, anında karar vermek Allah’ın büyük bir lütfu bana göre. Yerinde, zamanında, hemen ve anında; bu büyük bir meziyettir diye düşünüyorum, inşallah ta yanılmıyorumdur. İnsan ilk söze cevap veremezse (en azından ben öyleyim) sonradan olayın soğumasıyla birlikte içine büyük bir dert oluyor ve eğer bastıramazsan da o zaman kine, nefrete veya daha da kötü sonuçlara duçar oluyor. Bazen insanların size şöyle dediğine şahit oluyorsunuz. Ya dostum senin içinde başka birisi var zannındayım, sen bu olamazsın, ya da sen hasta falan olmuşsun acil bir hekime görünmelisin denildiği, bilmem sizlerde de oluyor mu? Olabilir/olur gayet insani bir hal, çünkü insanın her hali bir olmuyor ondan. Kılı kırk yaran, her sözüne dikkat eden, kul hakkı olduğundan kimsenin arkasından konuşmayan, dobralık adına bile kimseyi kırmayan insanların, tabiri caizse çileden çıkartıldığı ve saçma sapan birisi olduğunu görür, müşahede ederiz. Psikolojik bir travma olduğu söyleniyor, doğru yanı olmasıyla birlikte; insani yapının iç halinin çok nadiren de olsa yansıması olur deniliyor. ‘’Allah merhametinden insanlara vermemiş olsaydı, dünyanın en vahşi varlığını bile saniyeler içinde telef ederdi’’ diye bir paragraf okumuştum, şimdi bu paragrafa bende imzamı koyuyorum.
Nedenlerini ve nasıllarını asabiyet anında anlayamıyor/anlamlandıramıyoruz. Tepkimizin dozajını kaçırıyor, sonradan sakinleştiğimizde ise ne kadar “leş” bir hareket veya davranış sunduğumuzu kendi kendimize kaldığımızda itiraf ediyoruz. Asıl bir yiğitlik yapıp “hatalıydım, kusurluydum, bende hata yapabilirim (hem de en büyüğünden) özür diliyorum, af diliyorum da diyebilir miyiz? Onu da tam olarak kestiremiyorum. Ene, ego, bencillik vs. vs. adlandıracağımız isimlerin hepsinin bünyemizden uzak tutmamız gerektiğini bile, bile; merhametten uzak, insani olan yani “gurur” prangalarını hiç görmeden, ben merkezli bir hal sergiliyor ve övünüyoruz. Ne garip değil mi? can düşmanımız, yegâne hedefi bizi saptırma olan şeytanın değirmenine nasıl su taşıyoruz ve onun Cennetten kovulmasına sebep bir işi seve, seve yapıyoruz. Akıl tutulması mı dersiniz, yanılgımı dersiniz adını ne koyarsanız koyun, hepsi birbirinden berbat bir hal. Nasıl kurtulacağız’ın tek cevabı Hz. KUR’AN, Sünnet ve bunlarla amel ettiğine inandığımız insanlarla bir arada bulunmak diye düşünüyorum. Allah hiç birimizi asabiyetimizin, gurur ve kibrimizin esiri edip de şeytanın oyuncağı yapmasın dilek ve temennisiyle, kalın huzur ve sağlıcakla.
Not: Zehra Betül bebek hayatımıza hoş geldin.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık