kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Kaya KILIÇ

İtiraf ediyorum


Kaya KILIÇ
5 Ocak 2012 Perşembe 16:50
Herkes gibi ben de bazı işlerimi itiraf etmek istiyorum. Bir furyadır devam ediyor. Efendim gittim falancaya ben seni sevmiyorum dedim oh… Rahatladım, ne güzelmiş itiraf etmek. Onun karşılığında hemen bir başka itiraf geliyor (özellikle hanımlarsa dahası olup gidiyor) bende senin şu huyunu sevmiyorum, oh… Ben de söyledim rahatladım, artık arkandan söylemeyeceğim, günahını da yüklenmeyeceğim, ne güzel, ne güzel. TV’lerde psikologlar, psikiyatrisiler ve ruh bilimcilerden duydukları iki cümleyle kendilerinin de rahatlayacağını ve huzura ereceklerini/ereceğimizi zannediyoruz. Bu tür davranışların aslında psikiyatri dilinde hastalığın ta kendisi olduğu ve tedavi olunması gerektiğini gösteriyor. Hayatımızın birçok kısmını hiciv ederek anlatmak isteriz. Size bakıp, abi biraz kilomu aldınız sorusuna, hayır hafif bir şişkinlik var deyip geçiştirişiniz. Sabah evden çıkarken alel acele bir muz ve bir duble bardak sütten sonra, iş yerinde açlıktan bayılmak üzere olduğunuzu söyleyip; tam ekmek arası kavurmalı, kaşarlı bir tost ve beş dilim kek den sonra soranlara su içsem yarıyor kardeşim diyorum. Kimse yokken kendi kendime, kimi kandırıyorsun, iştahım yerinde desen iyi olmaz mıydı diyorum, itiraf ediyorum. Bir itirafta daha bulunayım, kilomu hep on kilo aşağı söylüyorum, bundan sonra kendimi de kandırdığımı fark ediyorum ama işte insan hiç yapmaması gereken şeyle kendini avutuyor, mutlu oluyor. İnsanın en büyük yalanı kendini kandırmasıymış. Peki, bu konuda Kur’an ve Peygamber Efendimiz ne diyor, nasıl yapmamız/yapmamamız gerekiyor düşündük mü? Bununla alakalı ufak bir araştırma yaptım, bilgilerinize sunuyorum.
Bakara Suresinin 10. Ayetinde 
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem dolu bir azap vardır.

Al-i İmrân Suresinin 61. Ayetinde  
Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa de ki: “Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım. Biz de siz de toplanalım. Sonra gönülden dua edelim de, Allah’ın lanetini (aramızdan) yalan söyleyenlerin üstüne atalım.” 

Safvân İbnu Süleym radıyallahuanh anlatıyor: "Ey Allah'ın Resûlü! dedik, mü'min korkak olur mu?" "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik, yine:  "Evet!" buyurdular. Biz yine:
"Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır!" buyurdular." Muvatta, Kelâm 19, (2, 990).

İmam Mâlik'e ulaştığına göre, İbni Mes'ud radıyallahu anh şöyle demiştir: "Kul yalan söylemeye ve yalan söyleme niyetini taşımaya devam edince bir an gelir ki, kalbinde önce siyah bir nokta belirir. Sonra bu nokta büyür ve kalbinin tamamı simsiyah olur. Sonunda Allah nezdinde "yalancılar" arasına kaydedilir."
Muvatta, Kelam 18, (2, 990).

Abdullah İbnu Amir radıyallahu anh anlatıyor: "Bir gün, Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, evimizde otururken, annem beni çağırdı ve:  "Hele bir gel sana ne vereceğim!" dedi. Aleyhissalatu vesselam anneme:  "Çocuğa ne vermek istemiştin?" diye sordu.  "Ona bir hurma vermek istemiştim" deyince, Aleyhissalatu vesselam: "Dikkat et! Eğer ona bir şey vermeyecek olursan, üzerine bir yalan yazılacak!" buyurdular."
Ebu Davud, Edeb 88, (4991).

Bu ayet ve hadislerden sonra hala yalan söyleyip, hala dedikodu(gıybet) yapıp sonra itiraf edebiliyor musunuz/edebiliyor muyuz? Ben bu konuları daha iyi düşünmeli ve ona göre hayatımızı yaşamlıyız diye düşünüyoruz. Bu konuya neden böyle devam ettiniz derseniz; bu hafta içerisinde katıldığım bir cenaze namazında, beş yaşında bir çocukla, seksen yaşında bir annenin yan, yana cenazesini kıldım. Bu kısa hayat içerisinde hala yalan, dolan vs. vs. hayatımızı mahf etmeyelim derim. Bu duygu ve düşüncelerle kalın huzur ve sağlıcakla.


Okul ziyaretlerim
Bu haftaki okul ziyaretim, Hasanpaşa İlköğretim okulu ve Okul müdürü Sayın Hüseyin AY’dı. Sıcak bir karşılama, çikolata, çay ve muhabbetle başladı. Her zaman alıştığımız cevapları alamamış olsak ta, okulla alakalı kısa birkaç fikrimiz oldu. Okulun Sultanbeyli sınırları içerisindeki en güzel okullardan birisi olduğunu, okulun boyasının Sayın kaymakamımız tarafından yaptırıldığını ve belediye başkanımız tarafından yirmi öğrencinin dershaneye gönderildiğini, öğretmen ve öğrencilerin uyumlu bir halde olduğunu öğrendim. Okulla alakalı çok bir şey sorup (657 sayılı “Devlet memurları kanunu”na takıldık) ve cevaplar alamasak ta; bunlarla yetinip, haftaya başka bir okulla alakalı, sorularımıza cevap alırız duygu ve düşüncesiyle, kalın huzur ve sağlıcakla.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık