kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Kaya KILIÇ

Hiç korkmadan söylediklerimiz ve korkumuzdan söyleyemediklerimiz


Kaya KILIÇ
8 Nisan 2013 Pazartesi 16:02
Bazı konular vardır, konuşulmasından, tartışılmasından hatta mevzu edilmesinden bile hoşlanmadığımız. Bir çırpıda bir sürü şey sayılabilir veya herkesin kendine göre öncelikleri. Ne tuhaf şeylere rastlıyoruz, hadi canım dediklerimiz dahi çok olmuştur. Özellikle çocuklarda bu daha ileri seviyededir. Bunları hayatımızla örnekleyecek olursak; devletlerin değiştirilmesinin bile teklif edilemeyeceği yasaları vardır ve anayasalarında önemine binaen belirtilmiştir. Şirketlerin kati kanunları vardır, şehirlerin, köylerin, sülalelerin ve ailelerin. Tabi dünyanın var olduğu günden beri bir din olgusu ve onunda kendine göre kati kuralları ve yasaları vardır. Bunlara helal/haram veya günah/sevap diye ayıt etmek suretiyle yaşattırılır. Yiyecekler, içecekler konusunda da bu böyledir.
Memleket meseleleri diye çıkartılıp; arkasından başka, başka konulara başlık acılan bu günlerde kafamız epey karışık maalesef. Hafta sonu Ankara’daydım. İnsan başkentte olunca, ister istemez siyasi konularla muhatap oluyor. Dayım kızı Nejla; ne düşünüyorsun diye bir soru yöneltti, acılım la alakalı. Epey konuştuktan sonra; benim söylediklerime ikna olmadı ki, konunun benim bildiğimin dışında da başka mevzulara meyyal olabileceği ve uyutulma politikasına dönüştürüleceğini düşündüğünü söyledi. Yapısal ve yaşantı olarak baktığımda Nejla çok ama çok haklı, Ankara’dan bakınca ve Ankara’dan konuşulunca hakikaten haklı. Ben bu konuda kendisini ne eleştiriyorum nede aksi bir yorum getiriyorum. Kendisine dediğim gibi bir kez daha söylüyorum ve bu konuyu burada kapatmak istiyorum. Zaman sizi komplo teorisyeni ilan etmezse sen haklısın, iyi niyetimden dolayı veya öyle olmasını istediğim ve dileğimden dolayı ise ben haklıyım, bekleyip göreceğiz. Bir dua ile de konu son bulsun, Allah ülkemiz ve milletimiz için kurulan tüm tuzakları bozup; bizlerin birliğini, dirliğini ve mutluluğunu bozmaya çalışanları kahrı perişan etsin(her kim olursa olsun).
Hiç korkmamak,
Doğru bildiklerimiz konusunda hiç korkmadan konuşuruz ve eğer doğru kabul etmişsek, konuşturmayız. Dini konularda: cemaatimiz, dergâhımız, mezhebimiz ve üstadımızın söyledikleri en dorudur deyip; farklı bir yorum getireni ya tekfir ediyoruz veya zındık deyip kapı dışına çıkartıyoruz. Ne kadar kolayını seçiyoruz bence, hiçbir şeyi araştırma gereği bile duymadan, hemen defol deyip, kestirip atıyoruz. Aslında bir soruştursak, bir araştırsak, bir dinlesek belki de aynı şeyleri konuşuyor, aynı şeyleri kabul ediyoruzdur. Kolay olanı yapıyoruz ve yanlıştır, hatalıdır deyip, kestirip atıyoruz. Bu bizi ayrıştırıyor, karşı karşıya getiriyor diye düşünüyorum. Neden? Diye bir soru yönelttikten sonra; karşımızdakini hiç dinlemiyoruz. Ben ne konuştum diye sorduğunuzda; boş konuştun o kadar denildiğini duyuyorsunuz. Sizi dinlemediğinden dolayı da; konuşurken, yazarken hem iftira ediyor hem de sizi konuştuğundan dolayı Allah’ın yasakladığı ‘’gıybeti’’ hiç önemsemeden kolayca yapıyor. Ne tuhaf bir dünya diyesi geliyor insanın. Ne korkacağım ondan, sözlerine dikkat etseydi diye ile başlar ve onun yüzüne daha fazlasını söyledim, söylerimde der. Her konuştuğumuzun bir hesabı olduğunu ne çabuk unutuyoruz. Bence korkmalıyız, bence çekinmeliyiz, bence sakınmalıyız. Kemiği olmasa da dilimizin; yanmamıza sebep olacağından, mahvımıza sebep vereceğinden, dikkat etmeliyiz diye düşünüyorum. Ben korkmam diyen herkese (başta kendime) Allah var ondan korkmalıyız, geride kalanlardan korksak ne olur, korkmasak ne. Gözünü budaktan sakınmayan bir millete ve milliyete sahip olduğumuzu bütün dünya bilir. Sabrımızın Allah korkusu olduğunu da, celalimizin de adaletsizliğe karşı olduğumuzu da. Bu duygu ve düşüncelerle; kalın huzur sağlık ve adaletle.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık