kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Kaya KILIÇ

Hep birlikte yaşatmalıyız, yok etmek kolay


Kaya KILIÇ
26 Aralık 2011 Pazartesi 14:54
Anadolu insanıyız çoğunlukla. Büyük şehirleri büyük yapan bizlerin köyleri, kasabaları ve mezraları terk edip büyük kentlere (metropollere) yerleşmemizle başladı. Huyunu, ahlakını, adabını ve örf/ananesini bilmediğimiz insanlara komşu; ilerleyen zamanlarda da akraba olmuşuz. Çok kolay adapte olamadık şehirlere. Çok çabuk geliştiremedik te, kendimizi, çocuklarımızı ve çevremizi. Önce dillerimizle değişmeye başladık. Sonra ekonomimiz, lezzet anlayışımız ve sonunda karma karışık bir hal aldık. Köyümüzü, şehrimizi özlemeye ve söylemeye başladık. Söyledik ama artık bir köylü gibide davranamaz ve yaşamaz olmuşuz. İki arada kaldık, ne köye ne şehre yaranamadık maalesef. Köye gittik köydekiler alay etti, şehirli olmuşlar bak diye, şehirde zaten bizi hiç şehirli gibi görmediler hep köylü dediler. Hani Almanya’ya gidenlere gurbetçi derler ya: onlar ise orada yabancı, burada Almancı oluyoruz derler aynısı sanırım. Nasıl düzelecek bilemiyorum ama zannındayım ki küreselleşen (globalleşen) dünya ile bizlerde birbirimize karışıyor ve kentlilerle köylüler asgari müşterekte birleşiyoruz. Yâda ustanın deyimiyle ‘’dam altımızdan gitmiş, biz çatısını yapıyoruz’’ yani altımızda bir yapı var sanıyoruz. Ne zaman uyanırız bilmiyorum ama uyandığımızda inşallah geç olmaz da azda olsa kültürümüzden çoluk, çocuğumuza aktarabilir/anlatabiliriz.
Şehirli olmanın bir sürü kuralı, kaidesi var tabi. İkisini bir arada götüremez miydik elbette götürebileler vardır, o var olanları tebrik ediyorum. Bu şekilde kalabilmek yürek ister doğrusu. Şehirde yaşayacaksın, örfünü, âdetini ve ananeni koruyup ona göre hareket edeceksin. Çok zor, çok, çok zor bir şey olsa gerek. Belki aile büyükleri bunu yapabilir ama çoluk çocuğa bunu aktarmak ve yaşatmak çok zor. Zor olanı başarmak başarıdır sanırım, yoksa yozlaşmak (dejenere olmak) çok kolay, gurbetçi akrabalarımızda bunları görüyor ve müşahede ediyoruz. Şehre uyacağız diye şehri berbat edenler var, öyle olmaktansa köylü kalmak daha hayırlıdır diye düşünüyorum. Yoksa üçüncü bir hal alınıyor ve ortaya ucube bir şey çıkıp insanı da huzursuz ediyor. Daha dikkatli olmalıyız, daha saygılı, daha duyarlı, daha anlayışlı ve daha sabırlı olarak bunları aşabiliriz diye düşünüyorum. Yoksa koca şehirler bizleri bir çerçöp gibi yutar da farkına bile varmayız. Sahip çıkan, örfünü âdetini unutmaya, önce kendine sonra herkese saygılı olan, ne şehri, nede köye hakaret eden birisi olmadan; gerektiği gibi muamele eden ve gören olmak dilek ve temennisiyle kalın huzur ve sağlıcakla.
Okul ziyaretlerim
Bu hafta Atatürk ilköğretime konuk olduk. Okul müdürümüz Sayın Murat Korkmaz bey’i çok genç ve enerjik gördüm. Daha çaya başlamadık anlatmaya başladı ve sözü kendilerine bıraktım. Sayın Kılıç dedi: ATATÜRK İLKÖĞRETİM OKULU yani Okulumuz 1989 yılında Teferruç İlköğretim Okulu olarak geçici dersliklerde açılmış olup 1993 yılında binası bitmiş ve isim değişikliği yapılarak Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün ismini alarak 13.09.1993 de eğitim – öğretime başlamıştır.
    2009-2010 Eğitim – Öğretim yılı sonuna İSMEP kapsamında deprem güçlendirmesine alınan okulumuz 2010-2011 Eğitim –Öğretim yılı 2. Döneminde tekrar kendi binasında Eğitim-Öğretime başlamıştır.
     Ben de 20.06.2011 tarihinde Atatürk İlköğretim Okulundaki  görevime başladım. İlk iş olarak yaz dönemi de olmasını fırsat bilerek okulun yıpranan boyasını diğer bakım ve tamirat işlerini hallettik.
     Okulumuzun açılması ile de 1. Sınıfa yeni başlayan öğrencilerimizin daha iyi bir ortamda, teknolojik yeniliklerden ve modern eğitim metotlarından faydalanması amacıyla sınıflarımıza internet bağladık ve velilerimizin desteği ile de  projeksiyon cihazları aldık.
    Yine çocuklarımızın sağlığı için bir proje başlatarak okulumuzu 15 günde bir bulaşıcı hastalıklara karşı koruyucu olması amacıyla ilaçlatıyoruz.
     Bunun yanında “ En ucuz enerji tasarruf edilen enerjidir.” Sözünden yola çıkarak okulumuzda enerji ve su tasarrufu konusunda bir proje başlattık.
     Öğrencilerimiz kadar sosyal sorumluluk kapsamında velilerimizin de eğitimine önem verdik Milli Eğitim Bakanlığımızın hazırlamış olduğu Diyabet Eğitimi adlı sunumu okulumuz salonunda velilerimize gösterdik.
     Öğrencilerimizi eğitiminde çok önemli bir yere sahip olan velilerimizden okuma yazma bilmeyenlere yönelik olarak Halk eğitim katkılarıyla okulumuzda okuma yazma kursları açtık.
    Okulumuzun internet sitesini okulumuz hakkında velilerimize doğru ve birinci elden bilgi vermesi amacıyla sürekli güncel tutuyoruz.
 Bunlar yaptıklarımızdan birkaç örnek ancak daha yapmak istediğimiz birçok projemiz, ulaşmak istediğimiz hedeflerimiz var. Okulumuzun  eğitim kalitesini ve buna bağlı olarak SBS başarısını arttırmak, okul dergisi çıkarmak ve öğrencilerimizi başarılarını hazırladığı eserleri bu yolla paylaşmak, okulumuzun bahçesinin asfaltlanması ve çevre duvarlarının yeniden sıvanarak resimlerle süslenmesi ve benzeri birçok  hedefimiz var.
    Bundan önceki katkılarında ve bundan sonrada ilgi ve alakalarını bizden eksik etmeyeceklerinde emin olduğumuz Sayın  Kaymakamımız Mehmet CEYLAN’ a Belediye Başkanımız Hüseyin KESKİN’ e ve İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Vefa Vedat BUDAK’ a huzurlarınızda teşekkürü bir borç bilirim. Saygılarımla dedi. Haftaya Battalgazi İlköğretime misafir olmayı düşünüyor, haftaya görüşmek umut ve ümidiyle kalın huzur ve sağlıcakla.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık