kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Ömer Faruk GERÇEK

Erzurumlular Derneği üyeleri ne iş yapar?


Ömer Faruk GERÇEK
28 Ekim 2013 Pazartesi 20:26
Geçtiğimiz Pazar günü Sultanbeyli Erzurumlular derneğinin yeni binasının açılış töreni vardı.
Mikro milliyetçiliği sevmediğim, bu anlamda kurulan derneklerin de bir iş yapmayıp sadece birkaç kişinin ikbal hırslarına payanda edildiği için bu tür dernekleri tasvip etmem, ciddi hazırlık yapılanların ve toplumun geneline şamil olanların dışındaki programlarına da gitmem. Zaman israfıdır çünkü.
Kurban bayramı öncesi gazetemizin bürosuna bir davetiye geldi. Sultanbeylili Erzurumlular bizi yeni binalarının açılış törenine çağırıyordu.
Cumartesi programımız da oldukça yoğundu. Aynı saatlerde yöneticiliğini yaptığımız güzide spor kulübümüz Sultanbeylispor’un A takımının Feriköy ile ciddi bir müsabakası vardı.
Ortağım Recep Karakoç ile müsabakanın ilk yarısından feragat edip açılışa gitmeye karar verdik. (karar verdik diyorum, çünkü 10 yıllık gazetecilik hayatım boyunca Sultanbeyli Erzurumlular derneğinden hiçbir konuda davet almadım.) Açılış saatinde dernek merkezine gittik ve nazik bir şekilde karşılanarak törenlere katıldık.
Konuşmalar ve hazırlanan gösteriler bitip kurdela kesimine geçildikten sonra, derneğin içerisinde yer darlığı olduğu, yer olmadığı anonsu yapılarak sınırlı şekilde içeriye girilmesi sadece protokolün içeriye girmesi hatırlatıldı.
Ben de kısa zaman içinde programdan ayrılacağım için içeriye girmedim ve dışarıda bir iki arkadaşla sohbete başladım. Kısa bir zaman sonra telefonum çaldı ve içeriye gelmem gerektiği söylendi.
Bu sebeple kapıya yöneldim. Kapının kulpuna sıkı sıkı yapışmış bir dernek yöneticisi ile karşılaştım. İçeri girmek isteğimi belirttim. Bu şahıs, içeri girmenin yasak olduğunu, derneğe sadece protokolün girebileceğini belirtti. Ben de davetli olduğumu belirttim.
Bu sırada arkadan bir arkadaş benim gazeteci olduğumu belirtince, (dernek yönetim kurulu üyesi olduğu yakasında yazan) kapının kulpuna yapışmış bu vatandaş, “Ha, zaten gazetecileri protokole ve içeriye almıyoruz, yemeğini dışarıda yersin” dedi. İçeride yemek yendiğini de o zaman öğrendim.
Tekrar müsaade istememe rağmen, bu vatandaş kapıya kendini siper edince, bende şafak attı.
Kendisini ikaz ederek gösterdiği tavra karşılık kapıyı zor kullanarak açacağımı belirttim.
Beni teşvik ederek “açabiliyorsan aç o zaman” dedi.
Bana da belirttiğim şekilde kapıyı açmak düştü, ve kapıyı biraz da gürültülü bir şekilde açtım.
Gürültüyü duyan bazı yönetici arkadaşlar tartışmayı engellemek ve ortamı sakinleştirmek için araya girdiler. Gazeteci arkadaşların ve bürokratların bir arada bulunduğu bir bölümde bana ayrılan yere oturarak, davete biraz da zorlanarak da olsu icabet etmiş oldum.
Yaklaşık yarım saatlik bir oturumdan sonra spor müsabakasını izlemek ve gelen rakip takım yöneticilerine eşlik etmek üzere dernek merkezinden ayrıldık. Bu arada ilgili arkadaşa duyurulur. Tabi yemeklerimizi de yemeden ve hissemi kendisine bırakarak. Çünkü uzun süre beklememize rağmen, belki de kalabalık sebebiyle masamıza bakan da olmadı. Masadaki aperatiflerle idare ettik ve ikram yerine saydık.
Sonradan öğrendiğime göre ise benden önce de gazeteci arkadaşlar aynı sıkıntıyı yaşamış. Bir kısmı geri dönmüş, bir kısmı bir şekilde içeriye girebilmiş.
 
Şimdi gelelim yazının başlığındaki soruya...
Sultanbeyli Erzurumlular Derneği üyeleri ne iş yapar?
Buradaki Erzurumlular ifadesi aslında sadece bu olayı bu dernekte yaşadığım için başlığa girmiş oldu. Bu vilayet ismini Sultanbeyli’de bulunan bir kaçı hariç, aşağı yukarı bütün yöre derneklerinin adı ile değiştirerek de okuyabilirsiniz.
Ayrıca dernek yönetiminde de halis niyetli arkadaşlar olabilir ve vardır da. Ama bu geneli ifade etmeme mani değildir.
(Not: Aşağıda şikayet edeceğim konularda, Sultanbeyli Malatyalılar ve Sultanbeyli Sivaslılar derneğini tenzih ederim. Bu güne kadar gerçek anlamda birçok hayır hasenat işlerine ve faydalı çalışmalarına defalarca şahit oldum. Birlikte bazı işlere de imza attık. Belirtmek isterim.)
 
Bu derneklerin yöneticileri ne yapar? Bu arkadaşların tahminen yüzde yüzü Müslümandır.
Dünya Müslümanları birçok yerde kıvranır, ihtiyaç sahibidirler, zulüm görürler. Bu arkadaşlar ise her hafta toplanır, gece düzenler, yer içer, bağırır çağırır, çalar, türküler söylerler ve zevklenirler!
Bırakın dünyayı, ülkemizde bile sıkıntı çeken birçok insan vardır. Bunların umurunda olmaz!
Bırakın ülkemizi, ilçemizde bile birçok mağdur ihtiyaç sahibi insan vardır. Hatta bunların içinde kendi övündükleri memleketlerinden insanlar da vardır. Umurlarında olmaz!
Göstermelik bir iki yardım ve etkinlik yaparlar. Onu da kendi imkanlarıyla değil çevreden topladıkları kaynaklarla yaparlar. Sonra kalplerini mutmain ederler. Dostlar alışverişte görür.
Muhtemelen bana kızmışlardır şimdi ama dernekler yıllardır var olmasına rağmen, eminim ellerinde Sultanbeyli’deki hemşehrilerinin veya ihtiyaç sahibi kimselerin bir envanteri bile yoktur.
Şu anda Sultanbeyli’de ikamet etmek zorunda olan yaklaşık 50 ailelik Suriyeli Müslüman kardeşlerimizden de haberleri yoktur.
Olsun, onlar çalar söylerler, okey tahtasına taş dizerler!
Bir sürü genç Sultanbeyli’nin zor şartlarında okumaya çalışır. Üniversiteyi kazanır, Tıp, Mühendislik gibi pahalı ve para gerektiren okullarda kıvranır, bir kısmı da üniversiteye gitmek için eğer kayıt yaptırabildiyse dersanelerde kıvranır. (Dersanecilik sistemi de ayrıca onları “kıyasıya sömürür”, ama bu konuya girmeyeceğim.)
Olsun, onlar çalar söylerler, okey tahtasına taş dizerler!
Dostlar alışverişte görür!
Sultanbeyli gençler ve çocuklar açısından nüfusu yoğun ve bir o kadar da tehlikeye açık bir ilçedir. Gençler yeterli eğitim alma şansına sahip değildir. İlgilenilmez ise geleceğin potansiyel tehlikelerdir.
Bizim bu arkadaşların umurunda değildir.
Olsun, onlar çalar söylerler, okey tahtasına taş dizerler!
Bir iki etkinlik yaparlar
Dostlar alışverişte görür!
Birileri bu gençler için bir şeyler yapmaya ahdeder, kıvranır, onları da gülerek izlerler ve kendilerinde gereksiz ve kendi emellerine göre karşılığı olmayan işlerle uğraştığı için küçük görür ve içlerinde alay ederler.
Nedense, Kongre, Açılış vs toplantılarını genelde seçim öncelerine denk getirirler. Cicilerini giyer boy gösterir şov yaparlar. Siyasi partilere arkamızda şu kadar (bin) oy var havası verirler. Siyasi partiler de bunlardan korkar, aksine bir davranışı göze alamaz.
Bu beylerimiz siyasi koltuklara liyakatlerine bakmaksızın kurulurlar.
Halbuki koltuk insana değil insan koltuğa değer katmalıdır. Fakat bu husus kimsenin umurunda olmaz.
Oysa belki de birçoğunun bırakın hemşehrilerini, eşi ve çocukları bile kendi düşündüğü zihniyete oy vermez, (Not: bu olay, bir iddia üzerine mahalli sandık bazında yaptığım bir araştırmam ile de sabittir.)
Seçimlerden sonra ise derneğe kimse uğramaz varsa borçlarına sahip çıkmaz, dernek birkaç garibanın sırtında bir sonraki seçimlere kadar bir şekilde kahvehane ve okey ve tavla oynama merkezi olarak yürütülür.
İşte bizim dernekçiliğimiz bu şekildedir.
Tekrar söylüyorum bu mesele şahsi değildir. Mesele Sultanbeyli’de adına hatalı olarak STK denilen yöre derneklerinin acizliğiyle ilgilidir. Ve de mesleğimin ve meslektaşlarımın onuru ile ilgilidir.
Bu yazıyı yazmak için 2 gün ara verdim. Hem yaşadığım olay sebebiyle nefsime uyup haksızlık etmemek hem de ilgili arkadaşlardan bir dönüş ve özür dilenmesi ihtimali idi.
Gerçi çok ümitli değildim, çünkü burası Sultanbeyli. Birçok şeyde olduğu gibi bu konuda da çok gerilerdeyiz. Malum dernekçi arkadaşların bu konulardaki umursamazlığı, yetersizliği, ne derseniz deyin, ümitsizliğim bu sebepleydi.
Tahminim oldu. Bu sebeple bu yazıyı kaleme aldım.
Tekrar söyleyeyim, bu yazı, meseleyi şahsileştirdiğim için değildir. Sadece ve sadece, mesleğime, meslektaşlarıma olan bakış açısının değiştirilmesine veya gösterilen böylesi tutumlara karşı bir yaptırım ve ön alma gerekçesiyledir.
Ve de dernekçiliğin mikro milliyetçilik üzere değil yaşadığımız şehrin insanına ve çevresine hizmet üzere olmasını özlediğim ve beklediğim içindir.
Tekraren, dernekçiliğini hassasiyetle yapmaya çalışan gayretkeş arkadaşlardan özür dilerim. Haklarını helal etsinler sözüm onlara değildir.
Hayırlı günler temennisiyle efendim…

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık