kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Kaya KILIÇ

Dur bakalım sonumuz ne olacak?


Kaya KILIÇ
16 Mart 2012 Cuma 17:16
Hayatımızda unutamadığımız nice anılarımız vardır değil mi? Her zaman anlatamayız, her zaman aklımızda bulunmaz, her gün onu taze tutamayız ama konumuzla alakalı bir olay anlatılırken, bize de söz hakkı düşerse şayet, benimde bu konuyla alakalı bir anım var deyip başlarız. Hayatımızın her merhalesi bir olmadığı gibi; günlerimiz bazen tatlı, bazen acılarla yoğrulup önümüze serilir ve bizler de onu yaşarız. Yerine göre anlatılan acı bir hikâye, bizi bizden alıp o gün yaşadığımız ana götürür ve ya ah çekeriz içimizden, yâda duygularımıza hâkim olamayıp iki damla yaşın süzülmesine, duygu seline kapılırız. Anadolu’nun saf(temiz pak) insanları, canının sıkkın olduğunu anladı mı? Gardaş, anlat ta ortak olayım der derdine. Ne büyük bir meziyet, ne büyük bir incelik değil mi? Atasözlerimiz bile öyle ’’mutluluk paylaştıkça artar, acılar paylaştıkça çoğalır’’ bunun matematikle anlatılacak bir yanı yoktur, çünkü formül bulamazsınız, buna uyacak formül ise ^vicdan^ olsa gerek diye düşünüyorum. Alnındaki onca kırışığa rağmen sizin bir işiniz düştüyse hele, hele birde onun yapabileceği bir iş ise; laf ilk olarak başım gözüm üstünedir, olmaz bana ne, bu benim işim değil yâda mecbur muyum gibi bir söz ve davranış göremezsiniz/duyamazsınız.
Bir büyüğümüzün ziyaretine gittim. Kendine haksızlık yapıldığını ve bu yapılanları hak etmediğini düşünerek dert yandı. Oğul dedi ve başladı. Ben anamı babamı hiç üzmedim, ben kimseye bir kötülük de yapmadım. Babam ölmeden birkaç gün önce oğlum ben senden razıyım Allah da senden razı olsun dedi ve çoluk, çocuğunda seni aynı şekilde mutlu etsin diye dua etti. Şimdi bak kimse yanıma gelmiyor, benimle ilgilenmiyor, benim halimi/hatırımı sormuyorlar. Şimdi elim ayağım tutuyor, kimseye bakılmak manasında da muhtaç değilim ama bakalım sonumuz ne olur dedi. Bunları söylerken ben şöyle dedim. Amca senin bir oğlun var ve şu anda yurt dışında, iki kızın var onlarda evliler. Sana saygılılar ve üzerine titriyorlar tabiri caizse, neden bu kadar dertlisin anlayamıyorum. Ben galiba babamı taklit ediyorum. Oğul, beni en çok üzen kelimesi – dur bakalım sonumuz ne olacak, baba ben senin yanındayım ya dediğimde ise; oğul ben hep en son anı diyorum, imanla göçmeyi, öyle olmayı, yoksa o meşhur hikâyedeki gibi “ben babamı buraya kadar sürükledim” değil yani, Allah kimseye böyle oğul nasip etmesin. Âmin, âmin, âmin.
Bu günlerde andığımız, yâd etmeye çalıştığımız üstat merhum Mehmet Akif’in dizelerinde dediği gibi; “Kenar-ı Dicle'de bir kurt kapsa bir koyunu; Gelir de adl-i İlahî Ömer'den sorar onu!” ya da, Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim. Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim! Acıyı da, derdi de kendimizde aramayı severiz. Kim olursa olsun, kimle olursa olsun, hep birlikte de ağlarız, yapısal olsa gerek, tüm dünyada acı çekenleri kendimizden sayarız. Bu yapı en alttan en üste kadar böyledir. Birilerine göre duygu yoğunluğu, birilerine göre merhamet, birilerine göre dini anlayış, birilerine göre sulu gözlülük olsa da, bana göre insanı kâmil olmanın temellerinden birisi olsa gerek. Ben duygulu, mert, kadirşinas, vefalı, sabırlı ve açık sözlü (insanları kırmadan) insanları seviyor ve özeniyorum. Hem sonunu düşünen, hem şimdisine sahip çıkanlardan olmak duygu ve düşüncesiyle; kalın huzur ve sağlıcakla.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık