kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
İsa DOGAN

DEVLET, ELİTLERDEN ALINIP MİLLETE TESLİM EDİLECEK!


İsa DOGAN
4 Nisan 2017 Salı 23:23
Aslında Türkiye’de 82 anayasası ile devlette 3 değil 4 kuvvet teşkil edilmiştir. Yasama (Meclis) – Yürütme (hükümet)-Cumhurbaşkanı(Asker)-Yargı Evet şu anki mevcut sistemimizde Cumhurbaşkanı yetkileri bakımından ayrı bir kuvvettir ve rahatlıkla diğer erkleri kilitleyebilir, devleti işlemez hale getirebilir.Üstelik bu yaptıkları için de kimseye hesap vermek zorunda değil.
Eski ile yeniyi karşılaştırmadan farazi şeyler üzerinden tartışmaların yürütülmesi de bana çok ilginç geliyor. Koca koca insanlar ekranlarda şunu soruyorlar : Bu sistem tek adamlılığı getirmez mi, ya manyak biri seçilirse ? Bu soruyu soran şunu da sormuyor: Mevcut sistemde bunlar mümkün değil mi ? Halkın seçtiklerine manyak demek kimin haddine olacak ! Bu apaçık halkın ferasetini sorgulamaktır.Demek isteniyor ki, bizim halkımız iyi seçemez, bu yüzden de seçtikleri kişiler manyak,aptal,şu ,bu olabilir. Mevcut sistemden Diktatörlük çıkabilir mi ? Çıkar! Mevcut sistemde manyak-deli biri çıkabilir mi ? Hem de daha fazla ihtimalle.Zira %15-20 ile Başbakan olmak mümkün.
O halde ? Mesele halkın iradesinde değil, mesele sistemin dizaynında.Sürekli arıza üreten bu sistem değişmelidir.Bu bu milletin geleceği için çok çok önemlidir. 7 haziran seçimlerinde Ak parti %41 , CHP % 25, MHP % 15 , HDP %13 oy almışlardı.Ne oldu hükümet kurulabildi mi ? %25 oy alan Kılıçdaroğlu Başbakan olmak istedi.Sonra Bahçeli’ye “gel sen Başbakan ol, CHP içeriden HDP de dışrıdan destek versin “ diye teklif etmedi mi ? Bahçeli’nin yerinde başkası olsa –mesela Sinan Ogan,Meral Akşener – ve bu teklifi kabul etseydi, neler olurdu bir düşünün ? HDP-PKK güdümünde bir hükümet!! Akıl alır gibi değil, de mi ? İşte mevcut sistem bu tür riskler taşıyor.Sırf iktidardan pay almak için inandırıcılığı olamayan koalisyonlarla devletin parça parça paylaşıldığı hükümetler görmedik mi ? 16 Nisan’da oylayacağımız sistem işte tüm bu arızaları gözönünde tutarak dizayn edilmiş bir sistemdir.Bir daha koalisyon olmayacak! Bir daha erkler birbiri ile çatışamayacak.. CHP’nin Batıda Hayır kampanyası için dağıttığı broşürleri Doğuda PKK dağıtıyor.Bu size bir şey ifade etmiyor mu ?
*********
MHP’YE ERDOĞAN’NIN,AK PARTİ’NİN,TÜRKİYE’NİN İHTİYACI VAR!
Feto,devletin kalbinde koca bir delik açıp,devletin kan dolaşımını neredeyse felce uğratacak hale getirmişti.Bürokraside AK Parti’nin yetişmiş bir kadrosu yoktu.Bu açığını zamanında cemaat denilen Feto ile kapatıyordu.Şimdi bu kadrolar boşaltılırken , devlet yeniden toparlanırken en fazla güvenilebilecek kadrolar MHP kadrolarıdır.Bu kadrolar saf milliyetçi,ülkesini seven,feto vari virüslerin bulaşmadığı yegane kadrolardır.Bu yüzden bürokrasideki boşlukların doldurulması için,devletin, önce kendine sonra da milletine güven verebilmesi için MHP kadrolarına büyük iş düşecek.Bu aynı zamanda ülkücü hareketin tarihteki hakettiği yerin anlaşılması için de tarihi bir dönemeçtir.Bundan sonra ülkücü hareket hep iktidarda bir şekilde olacak.
Neden MHP’nin referandumda EVET dediğini bu minvalde düşünmenizi rica ediyorum.Bir yanda terör örgütleri,bir yanda Suriye ve Irak’ta yaşanan gelişmeler ve bir yanda da 15 Temmuzda yara almış ama yeni bir çanakkale destanı yazmış bir millet ve bir devlet.Bu fotoğrafta ülkücülerin yeri neresi olurdu ki ? Döneklerin, ihanet çetesiyle iş tutanların,terör örgütlerine baston olanların yanı olamazdı herhalde! Siyaset uğruna devletin zaafa düşmesine ,parçalanmasına seyirci kalamazdı herhalde! 15 Temmuzda tarihi bir kırılma yaşandı.Bu kırılmadan sonra MHP’nin yeri elbetteki 15 Temmuzda bayrağını alıp sokağa çıkanların yanında olmaktı.İşte bugün Erdoğan ve Bahçeli’nin durduğu yer şanlı bayrağımızın altıdır.Başka bir saf da, yer de yoktur.En azından bizim için yoktur.
******
Soğuk savaş döneminde kominizm tehtidinden dolayı devlet sol düşünceye düşmandı.Bu yüzden de o günlerde yetişen solcular da devlete düşmandı .O günlerde solculuk demek devlet karşıtlığı demekle aynı şeydi. Soğuk savaş bitti.Ancak Sol’un devlet düşmanlığı hiç bimedi. Soğuk savaş bitmesine rağmen,dünya yeni bir serüvene yelken açmasına rağmen , devletin sol düşünceye karşıtlığı kominizm tehdidi ortadan kalktığı için ortadan kalkmasına rağmen, Sol düşüncede devlet düşmanlığı yaşamaya devam etti. Dolayısıyla bugün de devletin karşısında olmak ve devletin karşısında kim varsa onu desteklemek , Sol’un siyasal duruşu olmaya devam ediyor. Devlete karşı terör estirenlerin, ajanlık yapıp devlet sırlarını ifşa etmeye kalkanların, Sol kesim tarafından sahiplenilmesini Sol’un bu devlet kartşılığı alışkanlığından anlamaya çalışıyorum. Alışkanlıklar kolay kolay değişmez, evet ama aklın da, zihnin de çevreyle uyum sağlaması gerekmez mi ? Türkiye’deki Sol 80’lerden kalma! Nasıl ki Karl Marks’ın hayallerini kapitalist devletler gerçekleştirdiğinde, Koministler yeni donkrinler üretmeye çalıştırlarsa, Türkiye’de de Sol partilerin hayallerinin ötesindeki sosyal ve fiziksel atılımların bir Sağ parti tarafından gerçekleştirlmesini hazmedemeyip,kendilerine yeni bir düşünsel alan açma derdine düştüler.Ama başaramadılar.Topluma sunabilecekleri fikirleri kalmadı.Bu yüzden de içeriği boş devlet düşmalığı-karşıtlığı ile kendilerini konumlandırma gayretindeler.
Bir ülkenin işçisinden,işsizinden,memurundan,emeklisinden,çiftçisinden,fakirinden,yetiminden,varoşundan..vs kısacası toplumun en alt kesiminden en fazla oyu bir sağ parti alırken, Sol partilerin ise en fazla oyu zengin bölgelerden aldığı kaç ülke vardır ? Acaba örneği var mı dünyada ? Sol düşüncenin mantığına aykırı bu! Dünyada sol demek, sosyal demokratlık demekti, işçi ve köylü demekti,devletin imkanlarının toplumun en alt kesimine sunulması demekti,zenginin karşısında fakirin yanında olmak demekti..En azından başlangıç itibariyle siyasal düşüncenin temeli bunlardı. Sol’u bile yanlış ithal etmişiz, yanlış anlamışız! Bu yüzden de Sol, hiç ama hiç Türkiye’de tutmadı.Bu kafayla da tutması imkansız.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık