kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Kaya KILIÇ

Çok istemek, öyle de düşünebilmek


Kaya KILIÇ
3 Haziran 2012 Pazar 18:07
İnsan hayatında bazı zamanlar vardır ve o zaman hiç gelmeyecekmiş gibi bir duyguya kapılarak; her halde ömrüm yetmeyecek sanırsınız. İnanıyorum sizlerde de böyle haller olmuştur diye düşünüyorum. Bazı anlar vardır hiç geçmesini istemezsiniz, bazı zamanlar vardır onun da bir an önce geçmesini ve çabucak olmasını istersiniz. Aslında dünyadaki zaman dilimi ve akışı aynıdır, akışsa her zamanki gibidir. Sizin iç dünyanızdaki saatte bu böyledir, saate bakar, bakar ve amma çabuk geçti veya amma geçmez zamanmış dersiniz. Herkes kendinden bir örneği gözünün önünden geçirmiştir sanırım. Benimde böyle zamanlarım olmuştur hem de mükerrer ve devam edip giden. Bazı insanlar için söylenen ve benimde onları kıskandığım hallerim vardır. Hani şöyle derler’’ Dünya yansa, adamın bir bağ (horom) otu yanmaz’’ diye. Oh ne rahat adam, bu adam yaşlanmaz, bu adam hiçbir sinirsel hastalığa yakalanmaz diye. Oysa işin aslı böyle değilmiş. Herkesin bir asabiyet ve bir acele zamanı olurmuş, bazıları tepkileriyle bunu çabucak belli ederken; bazıları bunları iç dünyasındaki geniş potasında eriterek tepkisini daha azami belli ederlermiş. Hep örneklerle anlatırlar da ben itiraz ederdim. Bizim oralar için anlatırlar, söylerler, falancalar var ya oğlum der babaannem; onların işleri hiç gecikmez bilir misin neden? Bizde neden diye sorardık, yavrucuğum derdi babaannem, onların ekinine kar yağsa da, harmanlarını rüzgâr alsa da bir şey olmaz dediklerindendir. Oysa bırak kar yağmasını, iki damla yağmur yağsa, göğe bulut gelse bizimkiler başımıza kıyameti kopartırlar. Şimdi onlara bak, bize bak, biz dert verem sahibi olduk, onlar hale neşelerinde, öyle değil mi. Ben bir muziplikle o zaman boş ver bugün ki işi derdim. Babaannem, oğlum ne boş vermesi, bizim mizacımız biz tez canlıyız, yap bir an önce işini de sen de rahat et bizi de bihuzur etme. Ve ekledi, oğul hep başkalarına rahat ol, geniş ol deriz ama en çok tez canlıda biz oluruz, öyle değil mi?
Çocuklarımız, iş ortaklarımız, hayatımızdaki diğer insanlar, vs. vs. hepsini isteriz ki bizim gibi düşünsün, hareket etsin ve tabiri caizse hatasız olsunlar. Zor bir şey istiyoruz sanırım, o kadar zor ki; evimizde ki iki çocuğumuzun karakterleri, damak tatları ve düzenleri bile bir değil. Biz onları bile kafamızdaki şablon gibi olsun, herkesin örnek gösterdiği, herkesin gıpta ettiği, hatta bizim bile öve, öve bırakamadığımız bir ölçüde olsun, yok böyle bir şey aslında, herkesi Allah farklı, farklı karakter ve ölçüde yaratmıştır. Oysa biz bunları kendi ölçü ve düşüncemiz dışında bir hareket ve tavırda gördük mü, yine tabiri caizse bir bardak suda fırtınalar kopartıyor, çocuklarında psikolojisiyle oynuyoruz. Bazen şöyle demeliyiz diye düşünüyorum; o benim çocuğumun fikri veya davranışı, ben ona bunun yanlışlığını kırmadan, incitmeden güzel bir dille anlatmalıyım, anlatamıyorsam bile kırmamalıyım. Bunu yapabilenlere özeniyor, tebrik ediyorum. Kırmadan, incitmeden, Peygamber efendimizin dediği gibi “güzel ahlak” en güzel özelliktir, düşüncesiyle, öyle de olmak dilek ve temennisiyle.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık