kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Kaya KILIÇ

Birisi bana sakin olmayı, sakin kalmayı öğretsin


Kaya KILIÇ
5 Temmuz 2012 Perşembe 15:55
Çok hızlı yaşıyoruz, çok hızlı günlerde ve gündemlerle karşı karşıyayız. Bu yazımı magazinsel olarak algılamayın ama haberlerle ve siyasilerle hayatımıza yön veriyoruz. Çok kolay kızıyoruz, çok kolay muhatabımızı aşağılıyoruz ve çok çabuk silip atıyoruz. Bir asabiyettir hayatımızda en başköşede, stres hastalıkların başı diyoruz ama en çok stresi biz yapıyor veya sebep oluyoruz. Sebepli, sebepsiz her şeye kızıyoruz veya kızmamız ve asabiyet yapmamız gerekenlerde ise hiç umurumuzda olmuyor; üstüne bir de bana ne deyip geçiyoruz. Babaannemi anmadan geçemeyeceğim, enteresan bir olay anlattık mı? “Kıyamet alameti oğul” derdi, bende bazen katılmıyor değilim hani. Ülkemizin bütün gündemi, bir spor takımı ve onun başkanı. Yanı başımızda bir ülke yanıyor, insanlar öldürülüyor, uçağımız düşürülüyor, askerlerimiz haince şehit ediliyor, bunun yanında iyi şeylerde oluyor tabi ama pekte umurumuzda olmuyor, gündem belli; “adam şöyle yapmış, kupa falancanın hakkı, futbolcu şu parayı almış, vs. vs.” ne ala memleket, ne güzel düzen. Asgari ücretle geçinen, ayın başıyla sonunu getiremeyen, yırtık pabuçlarla; takımına milyon dolarlarla transfer olan futbolcunun hayatını düşünen bizler, nereye gidiyoruz, birisi bana anlatsın/akıl versin.
Her seferinde serzenişte, şikâyette, dilekte bulunuyorum. Nasıl olacakta düzeleceğiz (bana göre, benim anlayışıma göre), nasıl olacakta bu çılgınlıklardan vazgeçeceğiz, nasıl olacakta hakiki kurtuluşun peşinden gideceğiz. Bir Peygamber daha gelmeyeceğine göre; kime tabi olacağız veya kimlerin (mukallitti) taklitçisi olacağız. Hemen cevabınızı duyar gibi oldum “ehlisünnet vel cemaat” yetmiyor mu diye. Evet, yetiyor, buradan sonrası Kur’an’a uy kurtulursun diye. Ona da eyvallah, peki biri birlerini tekfir eden cemaat, tarikat ve mezheplere ne diyeceğiz. Geçtiğimiz günlerden birinde çok sevdiğim bir arkadaşım; hoca ne zaman özüne döneceksin, ne zaman hakikati anlayacaksın diye bir soru sordu, ben bir anda tuhaf oldum, hayırdır yanlış bir iş mi yaptım diye sordum. İşi uzatmayayım, kalbini kıracak bir şey demeyeyim diye, acil işim var deyip uzaklaştım. Şimdi git dedi arkamdan, sen akıllı adamsın diyerek. Az daha uzaklaşınca da, yarın çok geç olmasın hoca, ölüm var ölüm dedi. Ben onu da duymamazlıktan geldim ve inşallah geç kalmam diye de mukabelede bulundum. Neye, nereye ve niçin? Anlayışlarımız veya bulunduğumuz ortam bizi öyle bir hale getiriyor ki; bizden değilse, bizim gibi düşünmüyorsa, o zaman yanlış yolda veya yanlış yerde olduğunu söylüyor, kesip atıyor. Nasıl kurtuluruz bundan çok da aklım ermiyor doğrusu. Ayranım ekşi diyene rastlayamadım, sonumuz hayır olur inşallah diyorum.
Basmakalıp laflarla, herkesin konuştuğu gibi ve en popüler olanlarla bir mi olunmalı? Ben farklıyım ve sebebim bu diyemez miyim? İlla da demokrasilerdeki gibi çoğunluğu olan mı doğrudur ve hep onlar ne yaparsa doğrudur mu demeliyim? Buna hayır diyemez miyim ben? Birilerinin sabrımla deney yapmasını istemiyorum. Evet, belki de kalabalıklar gibi düşünmüyorum. Düşünen, konuşan, hata yapa ve hatasını anladığın da özür dilemesini bilenlerle birlikte yaşamak istiyorum. Ben yaptım oldu, benim gücüm var, ne dersem odur diyenlere karşıyım. Vesselam. Anlaşılır, kırmadan, dökmeden insanca yaşamak ve yaşatmak, dilek ve temennisiyle.
Not: Değerli arkadaşım, mahalle komşum Yaşar Gök kardeşime Allah’tan rahmet, ailesine ve arkadaşlarına baş sağlığı temenni ediyorum. Allah mekânını cennet eylesin.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık