kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Kaya KILIÇ

Bir garip oldum


Kaya KILIÇ
21 Aralık 2012 Cuma 17:33
Yıllar önce bir yazı kaleme almıştım. O kadar uzun zaman geçtiğini ancak tekrar ziyaretine gidip; kapsamlı bir muhabbet edince anladım. O zamandan bu zamana yaşımız, işimiz değişse de, bazı şeylerin değişmediğini gördüm. Yılların eskitemediği ama aşındırarak çeşitli hastalıklara ve dertlere duçar ettiğini müşahede ettim. Değişmeyen ismi ve lakabıyla birlikte; hala ton, ton,  sevecenliği ve sempatikliğiyle dimdik ayakta, lakabının gereğini yerine getirmekte. Birçoğunuzun kafasında birileri şimdiden belirlenmiştir sanırım.
Uzatmadan ‘’Sultanbeyli’de bir Veysel Karani’’ lakabıyla Mustafa Tekir amca. Çilekeş ama bir o kadar da halinden memnun, çilekeş ama tek şikâyeti dost ve arkadaşlarının halini, hatırını az sormalarından, çilekeş ama Rabbine o kadar samimi bir şekilde bağlı, çilekeş ama bu haliyle bile birilerine ilim ve irfan verme peşinde. Bahçesinin giriş kapısı kocaman bir demir kapı fakat yirmi dört saat acık. İçeriye adımınızı atınca, sahibi gibi bir çiçek koridoru tarafından karşılanıyor ve uğurlanıyorsunuz. Biraz ilerlediğinizde; sevginin ve saygının timsali sarmaşıkla sarılı merdivenlerin başlangıcında, adeta hoş geldiniz dercesine eğilen ve güvenli bir biçimde içeriye buyurun der gibi. Birkaç merdivenden sonra çilehanenin kapısından içeriye sizi bekleyen bir derviş edasıyla; dergâhın şifa dağıtan şeyhi gibi güler yüzüyle, İstanbul beyefendisi Mustafa amca.
Aslında şeker gibi bir insan olan Mustafa amca; bu halinden demlenen ve başında yetmezlerle uğraşırken, bir de şekerin fazlası olan, şeker hastalığına tutulmuş. Buna rağmen geleneği olan, misafirlerini boş çevirmeyen İbrahim edasıyla illa ikram ettiği kabak tatlısını da eksik etmiyor. İnsan yanından ayrılırken dua etmeden ayrılamıyor.  İlk önce Rahmetli babası, ona lakabını taktıran Rahmetli annesi ve şimdilerde yatalak halde olan abisi (Sultanbeyli’de hemen herkesin tanıdığı Ruhi) çilesinin devamını oluşturmakta. Kocaman bir ev, kocaman bir bahçe ve bunları bir hanım olmadan, değme hanımlara taş çıkartır edasıyla pırıl, pırıl ve düzenli halde tutan bir bey.
Ruhi çok hasta, Ruhi yatalak ve hiçbir ihtiyacını göremez halde, Ruhi her şeye muhtaç ama ona hiçbir şeyi eksik etmemeye çalışan koca bir yürek. Yanı başımızda ibretlik bir olay, yanı başımızda doktora tezlerine konu olacak bir olay ve biz dostları bilmese kimseye fark ettirmeyen bir koca insan. Ne yapabiliriz sorusuna çok net bir cevap, dua edin.
Her halden ders almalıyız derdi büyüklerimiz. Nasıl ders almamız gerektiğini ben anlatamam veya anlatmaya gücüm yetmez. Dinlemek, görmek, hasbihâl etmek lazım diye düşünüyorum. Bir sürü film seyredip gözlerimizden yaşlar döküyor ve halimize şükrediyoruz. Bir de yaşayanlar var yanı başımızda. Bakıp ibret alıp, kendimize pay çıkartmalıyız diye düşünüyorum. Bu duygu, düşünce ve dualarımla, kalın huzur ve sağlıcakla.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık