kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Ömer Faruk GERÇEK

Ben de bir dershane mağduruyum


Ömer Faruk GERÇEK
5 Aralık 2013 Perşembe 18:24
Dershane meselesi günlerdir çığırından çıktı. Biliyorum gına geldi ama ben de 2010 yılında bir dershane mağduru oldum. Üstelik Anafen dershanesinin saçma sapan bir uygulaması sebebiyle.
Yaşadığımı olayı 24 Nisan 2010 yılında sahibi olduğum ve yayın yaptığım Gerçek Medya adlı gazetemde dile getirmiştim.
Gündeme dershaneler olayı ve mağduriyetler gelince, mağduriyetimi tekrar dile getirmek ve dershanelerin ihtiyaç dışı bırakılması uygulamasının haklılığını dile getirmek istedim. Zira tüm girişimlerime rağmen o zamanki mağduriyetim dershane tarafından giderilmedi ve tüm şikayet edilen halleri gibi bildiklerini okudular.
Yazım yayınlanınca beni dinlemeye bile tenezzül etmeyen dershane idarecileri bu sefer kul hakkından falan bahsederek şikayetlerini telefonla tarafıma bildirmişlerdi. Ama çözüm hak getire.
Bu arada yazım yayınlandıktan sonra çok sayıda velinin beni arayarak aynı mağduriyeti yaşadıklarını ama dertlerini kimseye anlatamadıklarını belirtmiş yazım sebebiyle onlara da tercüman olduğumu ve onların seslerini de duyurduğum için bana teşekkür etmişlerdi.
Aşağıda o dönemde yaşadığım mağduriyet dolayısıyla kimseye derdimi dinletemeyince son çare olarak yazdığım yazıyı ekledim ama vakti dar olanlar için konunun özetini vereyim.
Çocuğumu (İstemesem de çevre baskısı sebebiyle) dershaneye kaydettirip ücretini ödediğim halde aynı yılın ilk yarısında gelecek yıl için tekrar kayıt yaptırmam istenmiş, ben de bu yıl bir bitsin başarı durumunuzu görelim öyle karar veririm dedim. Çocuğum sınıfındaki gelecek yıl için kayıt yaptırmayı kabul eden diğer çocuklardan ayrılarak başka sınıfa adeta atıldı. Sonraki yıl için kayıt yaptıranlara ise özel kitaplarla özel sınıf açıldı. Çocuğum bu sebeple içine kapandı. Bu durumu çocuğuma anlatabilmek ve sınav öncesi kaygılarını atlatmak için ciddi mağduriyet yaşadık. Çocuğumdaki travmayı büyük oranda da atlatamadık.
Ayrıca bazı ufak tefek olayları da anlatma ihtiyacı hissetmedim. Zaman abonesi olmamdaki ısrarlar (aslında ben o dönemde gazete yayıncısı olmam hasebiyle gündemi takip etmek için zaten bayiden alıyordum gazeteyi) ve dayatmayı kabul etmeyişim sebebiyle çocuğumun giremediği genel deneme sınavları, Sızıntı ve Kurban ısrarları gibi.
Tabi bir de dershaneye kayıt yaptırdığımda zorunlu olarak adıma hesap açılan Bank Asya ile yaşadığım sorun da cabası.
Konunun detayı için 2010 yılında başımdan geçenleri anlattığım yazımı bu yazının devamına ekledim.
Sayın Başbakanın ve Milli Eğitim Bakanlığının, dershaneler konusunda halkın sesini geç de olsa duyması ve icraata geçmesine de ayrıca teşekkür ediyorum.
Efendim meramımız şu şekilde…
 
**********
Anafen Dershanelerine yakışmıyor
 
24 Nisan 2010 – Gerçek Medya Gazetesi – Sayı: 205
 
 “Öncelikle şunu belirteyim, yazılarımda kişileri ve kurumları adlarını zikrederek belirtmekten pek hoşlanmıyorum. Ancak zaruret halinde böyle davranmak durumda kalıyorum.
Konumuza gelince, Türkiye'de uygulanan saçma sapan bulduğum ve öğrenciyi seçmeyi ve yönlendirmeyi hedef almayıp, yarış atı psikolojisine sokan ve öncelikli olarak uzmanlıkla hazırlanmış yanıltıcı sorularla elemeyi hedefleyen sınav sisteminin sonucu olarak dershane zorunluluğu doğmuş oldu. Eskiden sadece üniversite son sınıf öğrencilerine hitab eden dershanecilik sektörü, şimdi artık ilkokul öğrencilerine bile hitab eder duruma geldi.
Ben de aslında çocukların bu yaşlarda çocukluklarını yaşaması taraftarı olmama rağmen çocuğumu sınıf arkadaşlarının çoğunun da katılması sebebiyle Anafen SBS sınıfına yazdırdım. Açık söyleyeyim, benim beklentim, öğrencimin at yarışı gibi puan kovalaması değil, dershanenin daha önce duyageldiğim öğrenci ile iletişimi ve etkinlikleri idi.
Belki beklentiyi yüksek tutmak, belki de Sultanbeyli'de nüfus yoğunluğunun çokluğu sebebiyle aşırı sayıda öğrenci ve sınıf bulunması sebebiyle pek memnun kalmadığımı belirteyim.
Tabii ki bunlar bu yazının buraya yazılmasını gerektirecek derecede önemli olmayabilir. Ama geçenlerde yaşadığım ve ilçedeki çevremden ve komşu ilçelerdeki arkadaşlarımın da aynı konulardaki tepkisinden sonra Anafen dershanesinin haksız bulduğum uygulamasını bir uyarı mahiyetinde burada dillendirmek istedim.
Bu yılki eğitim döneminin ortasında dershaneden bir talep geldi. Bir sonraki yıl için öğrencinin kaydını yaptırmamız istendi. (Bu arada çocuklar bir indirim sınavına girdiler, ama ne hikmetse, her zaman denemelerde aldıkları puanlardan daha az puanlar aldılar.)
Aslında daha 4 - 5 ay varken gelen bu talebe anlam veremedim. Sınavlar yalpısın, öğrencimizin durumunu görelim, gelecek yıl için kararımız sınav sonrasında verelim derken sırasıyla mesajlar gelmeye başladı.
Erken kayıt avantajları için Son 4 Gün… Son 3 Gün…
Son 2 Gün… Son 1 Gün… Son Gün…
Dershanenin bu telaşına ve pazarlama paniğine bir anlam veremedim. Zira bizim anlayışımıza göre onlar farklıydı, farklı olmalıydı.
Yine de benim ölçüm sınav olduğu için, kayıt işini sınav sonrasına erteledim ve gündemimden çıkardım.
Fakat sonra tepemin tasını attıran ve bana göre dershaneye yakışmayan uygulamayı görünce uygulamanın adil olmadığını ve birkaç yıldır değişik şekillerde uygulandığını öğrenince paylaşmak ve düzeltilmesini sağlamak amacıyla okuyucularla (ve tüketicilerle) paylaşma ihtiyacı hissettim.
4 Nisan 2010 gününe kadar, gelecek yıl için kayıt yaptıran öğrencilere, ekstra bir kitap verilerek ve özel sınıf oluşturularak sınıfları ayrıldı. (Dershane yöneticileri, gerekçe olarak kitabı olmayan öğrencilerin müfredatı takip edemeyeceği için ayırdıklarını belirtiyor, ama özürleri kabahatlerinden büyük. Kayıt yaptırmayan velilere bilgi verilip aynı kitapları temin etmeleri istenmeliydi.)
Bir ticari işletme olarak elbette erken kayıt avantajı olarak çeşitli hediyeler veya gelecek yılki sınıfına dönük kitap program vs. verilebilir. Bunda bir mahsur elbette olmaz.
Ama yanlış olan aynı yıl içerisinde üstelik sınava hazırlanma stresindeki öğrenciler arasında ayırım yaparak adaleti bozmaktır.
Aynı sınıfta, aynı şartlarla kayıt olmuş, ücreti ödenmiş öğrencilerin bir sonraki yıl için ön kayıt yaptırmaması sebebiyle ayrıma tabi tutulması apaçık bir eşitsizlik ve adaletsizlik olur.
Üstelik ön kayıt yaptırmayan öğrenci, eğer gelecekte de dershaneye devam edecek ise, göreceli olarak indirimden faydalanmadığı için, ön kayıt yaptıran öğrenciden daha fazla bir ücret ödeyecektir. Fakat bunun karşılığı olarak daha bu yıldan ayrıma tabi tutulacak ve belki de arkadaşları arasında kendisini aşağılanmış hissedecektir.
Bir arkadaşım da geçtiğimiz yıl dershanenin, ön kayıt yaptıran öğrencileri geziye götürüp, aynı anda eğitim gören ve ön kayıt yaptırmayan öğrencileri ayırarak geziye götürmediğini belirtti.
Dileğimiz Anafen gibi köklü ve hizmet gayesi güttüğünü bildiğimiz bir markanın basit ticari hesaplarla kul hakkına girmemesi ve daha özenli olması.
Hayırlı günler temennisiyle…

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık