kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600
Kaya KILIÇ

Akil adamlar


Kaya KILIÇ
14 Nisan 2013 Pazar 12:05
Nedenini sormayacağınızı bildiğimden veya benim ne demek istediğimi anladığınızdan, böyle yazmaya başlıyorum. Büyük insanları, yöneticileri de kolayca kandırabilme ve yanıltarak hata yapmasını sağlayan insanlar var, bunu açıkça biliyor, görüyorum. Dün karadır dedirtip; bugün ona ak dedirtmek suretiyle de, biz dama ne yaparız, neler yaptırırız’ı anlatıyorlar veya gözümüze sokuyorlar. İnsanın en önemli hali, ahlakı ve güvenilirliği, bunlar kaybolunca, tabiri caizse ağzıyla kuş tutsa bir anlamı kalmıyor. Doğruyu anlamak, doğruları bulabilmek ancak ya yaşanarak veya başkalarının yaşadıklarından tecrübe etmektir. Belirgin olarak belli olan doğrular vardır, bunları kimse sormaz, sorgulamaz. Ne hikmetse bu bizim ülkemizde ve bizim siyasetçilerimizde pek bulunmuyor. Ben hata yaptım, ben yanlış yaptım, bu işin asıl doğrusu budur diyemiyoruz, dedirtmiyorlar. Büyüklerimiz bize,  “özür dilemek bir erdemdir, daha büyüğü ise özrü anlayıp affetmektir” demişler, bunlar pekte umurumuzda değil sanırım. Siyasetle pekte alakalı yazmasam da; ister istemez yaşadıklarımız karşısında birkaç satır yazmak zorunda kalıyoruz.
Son dönemlerde sıkça duymaya başladığımız ve bir çare olur diye danışılmaya başlanan “akil” adamlar. Nasıl çalışacak pek merak etmiyorum ama gene de bir şeyler söyleme gereği duydum nedense.  Her kafadan bir ses çıkıyor, herkes farklı yorumlarda bulunuyor ve ne yapacaklar ki diye de soruluyor, kafelerde, kahvelerde konuşuluyor. Birileri halka rağmen bir şeyler yapabilirler mi bilemiyoruz. Halkı aldatma, halkı yanıltma veya halktan bir şey saklama zamanı çoktan geçti diye düşünüyorum. İstisnalar kaideyi bozmaz diye bir atasözümüz var, eğer başarılı olurlarsa ve halkın mutluluğunu becerirlerse; tarih şimdiden yazmaya başladı, fakat başarısız olunursa (Allah korusun) ülkeyi üçüncü dünya ülkelerinden bile daha kötü duruma sürükler diye düşünüyorum. Mektuplar, konuşmalar, yazışmalar ve daha birçok eylem bazı hallerde haddini aşıyor, insanımızın sabrını zorluyor olsa da; denemekte fayda olduğunu düşünerek, aynı yoldan biraz daha devam edilmeli düşüncesindeyim. Kimseye ama kimseye fırsat verilmeyecek kadar büyüklüğümüzü ve sabrımızı göstermeliyiz diye düşünüyorum. Bu işin sonunun da çok tehlikeli olduğunu bilmeli muhataplarımız. Binyıllardır süregelen devlet anlayışımızın, yeni denemeleri olmadığını, acemice düşülecek tuzaklar sananlara; asıl mesele aldatıldığını anladığında başlarına ne geleceğini, haddin aşıldığında ise haddini bildirmekle kalınmayıp, gereğini unutulmayacak derecede olabileceğini hatırlatılmalıdır diye düşünüyorum.
Ben kimsenin yerine koyamıyorum kendimi. Şehit annesi/babası olsam ne düşünürüm, kardeşi, eşi veya çocuğu olsam ne yapardım, nasıl davranırdım bilemiyorum. Kimseyi bir yerlere kanalize etmekte istemiyorum ama bana bu olacakları da en azından bu acıların bir kısmını anlayanlar anlatsın isterim. Hükümet iyi bir adım atmış olsa da, kanı durdurmak adına; kanı durdururken, kan donduracak faaliyetleri ve söylemleri de iyi süzebilmeli, diye düşünüyorum. Dün çapulcu deyip pabuç bırakmadıklarımıza; başımızın tacı, acıların dindiricisi gibide bakamadığımızın bilinmesini isterim. Dünün asamayıp besleyenleriyle bir fark olsun isteniyorsa; birilerinin ağızlarına ve eylemlerine gem vurulmalı ve kimsenin sinir uçlarıyla oynanmamalı diye düşünüyorum. Hani bir deyim var ya,’’ fakirim sadakayı alırımda, her seferinde kötekle alacaksan, sadakan başına kalsın’’ diye, bunu da yapmayalım, yaptırmayalım derim. Bu ülkede, bu coğrafyada kanın, kinin, savaşın durabileceğine pekte ümit vermiyorum. Zalim devlet İsrail ve onun taşeronları hep yanımızda, hep tepemizde bir yerle de oluyorlar. O zaman senin önerin ne diye sorabilirsiniz ya da ne yapmalıyız dersiniz. İşte işin püf noktası burası diye düşünüyorum ve dün zalim dediklerimize koyduğumuz mesafeyi ve iktidar olmadan söylediklerimizi uygulamalıyız diye düşünüyorum. Ey hat dediğinizi duyar gibiyim; hala sende bu eski kafamı, değiştir artık, dünya çapında (global) köyde yaşıyoruz diye. İşte tamda ben burada devreye girmek ve bana göre olanı söylemek istiyorum. Bize acı yaşatanları ve onun destekçilerini sabırla e kararlılıkla protesto edelim ama popülistlikten uzak, yerel çapta başlayarak, dalgaları tüm dünyaya yaymak gayesiyle. Ne olur bizden demeden, biz kaç kişiyiz ki demeden, arınca misali safımızı belli ederek. Bir Ronaldo olamasak da, en azından o cesareti göstererekten yapabiliriz diye düşünüyorum.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık