kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600

ADAY ADAYI OLMAK


17 Mart 2011 Perşembe 20:13

Seçim sath-ı mailine girildi.

Partilere adaylık başvuruları sona erdi.
Şimdi, herkesin gözü listelerde.
Görebildiğimiz kadarıyla en çok başvuru AK partiye yapılmış.
Ortalama bölgelerin çıkaracağı milletvekili sayısının on katı başvuru var.
Yani tüm ülkede, tüm partiler ve bağımsızlardan oluşacak toplam 550 milletvekilliği için, beş binin üzerinde sadece AK partiden adaylık için başvuru yapılmış.
Elbette diğer partilere de başvurular var.
Keşke adayların kendileri değil, başkaları onları teklif etseydi.
Hiç değilse listedeki adayların seçiminde bu yol izlense.
Yani adaylar kulis yapıp, kendilerinin tercih edilmesi için kapı kapı gezmeseler, araya adam koymasalar.
Partilerin yönetimleri bir ön seçim yapsa; veya dar bölge anketleri yapılıp halkın onayıyla adaylar belirlense.
Hatta anketlerde sadece adları listede olanlardan tercih değil, bunların dışında bölgede sevilip sayılan, donanımlı ve temsil kabiliyeti yüksek olmakla birlikte adaylık için başvuru yapmamış kimseler varsa bunların de isim yazılarak tercih edilebilmesi sağlanmalı.
Bilinmeli ki, halkın sevmediği, benimsemediği kimseler hem partiye yüktür, hem de lidere.
Geçmişte neredeyse her partide bunun sancıları çekildi, sıkıntıları yaşandı.
Bu tür örnekler parti yönetimlerince iyi analiz edilmeli.
Seçim bölgelerindeki parti teşkilatlarıyla bu konuda sürekli irtibatlı olmanın yanında, teşkilat dışında da hem istişari, hem de istihbari çalışmalar yapılmalı; ancak objektif ve hakkaniyetli olunmalı.
Bilinmeli ki; bu vebali ve sorumluluğu büyük bir iştir.
Emanetin ehline verilmesinde seçenin de, seçtirenin de mesuliyeti vardır; burada ağır bir kul hakkı söz konusudur. Hem de binlerce, bazen milyonlarca insanın hakkı…
Mesela ben Sultanbeyli’de yaşıyorum.
Sultanbeyli, İstanbul birinci seçim bölgesinde.
Burada da her partiden adaylık için başvuran birçok insan var.
Bir kısmını yakinen de tanırım.
Hepsinin de kendilerince bazı özellikleri ve az çok, etkileyecekleri bir çevreleri var.
Ancak adaylık için partilerince tercih edilirler mi bilemem.
Doğrusu çok da ümidim yok.
Yanlış anlaşılmasın; bu tahminim Sultanbeyli’den başvuran adayların yetersiz olduklarını düşündüğüm için değil.
İçlerinde liyakatli ve temsil kabiliyeti yükse kimseler elbette var.
Ve ben bu bölgede yaşayanların, bizzat tanıyıp güvenerek oy verdikleri, bu bölgeyi tanıyıp sorunlarını iyi bilen bir iki kişinin, seçilme ihtimali olan sıralardan listelere girmelerini çok istediklerini biliyorum.
Çünkü Sultanbeyli’nin çözüm bekleyen, kronikleşmiş nev-i şahsına münhasır problemleri vardır ve bunları, sadece burada yaşayanlar hakkıyla anlar, bilir ve de çözüm üretebilir.
Dolayısıyla sadece bu bölgeden birilerinin listede seçilebilecek sırada yer alması yetmez, aynı zamanda bu birilerinin bölgesinin sorunlarını da güçlü ve etkili bir biçimde gündeme getirip, çözüm yolları önerip, sonuç alabilecek etkinlikte ve yetkinlikte, belki daha önemlisi de niyette kimseler olmaları çok önemlidir.
Tabii bu özelliğe sahip kimselerin muhalefetten ziyade iktidar olma ihtimali yüksek partilerden aday olmaları da meselenin bir başka yanı.
Aslında bu söylediğimiz şey; listeye girecek kimselerin bölgeden aday olmalarından ziyade, bölge halkınca aday gösterilmeleri şeklinde olmasının en doğrusu olduğunu bilsek de; ortada bir fiili durum var.
Dolayısıyla biz olması gerekeni göz ardı etmeksizin, olana bir bakmalıyız.
Bir kere İstanbul 1. Seçim bölgesinden bahsediyoruz; yani Sayın Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın da aday olduğu, çok sayıda tanınmış, partilerce göz ardı edilip vazgeçilemeyecek, etkin ve yetkin kimselerin adlarının da olduğu, âdeta bütün Türkiye’nin gözünün bir ucuyla takip ettiği bu bölge listelerine Sultanbeyli’den bir aday girebilir mi?
Ya da Sultanbeyli’den başvuran adaylar içinde bu nitelikte ve etkinlikte kimseler var mı?
Varsa, bunlar hangi partidendir ve gerekli oyu alabilecek mi?
Ben başta AK parti olmak üzere her partinin, Sultanbeyli’den en az bir adayın adını seçilebilecek bir sıradan listelerine koymaları gerektiğini düşünüyorum.
Yani burası ne bir parti için garanti oy deposu, ne de asla oy çıkmayacak göz ardı edilecek bir yar olmamalı.
Her parti buraya önem verdiği, değer verdiği, hizmet verdiği sürece desteklenmeli ve de hak ettiği oyu almalıdır.
Partiler ne din gibi, ne de takım tutar gibi tutulmamalıdır.
Aday profili, hizmet kalitesi ve halkın beklentilerine uygun icraatları esas alınmalı, lafa değil işe bakılmalı.
Yaklaşık 400.000 nüfuslu ve Anadolu da çoğu vilayetten çok daha büyük ve hem İstanbul’un Anadolu kapısı, hem de bir Türkiye mozaiği olması yönüyle de her açıdan stratejik konuma sahip bir bölge olan Sultanbeyli, listelere aday sokmayı elbette hak ediyor.
Ancak her kesin de bildiği üzere, maalesef yaşadığımız dünyada hak verilmiyor, isteniyor ve alınıyor.
Yani, ağlamayan bebeğe annesi bile süt vermiyor.
Ağlamak, ağlamasını bilmek, hakkını aramak, istemek, uygun bir lisan ile talep etmek ve onuruyla almak gerekiyor. Gerekirse de söke söke…
Yeter ki; buna ehil, bu çabayı hak edecek, buna değecek adaylar olsun…
Kendine ve çıkarlarına değil; halka hizmet edecek, halka hizmeti Hak’ka hizmet olarak görecek, emanette ehil, temsilde ehil, güvenilir, civanmert, fedakâr ve de samimi adaylar…
Hodri meydan!


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık