kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600

Ana Sayfa Kültür & Sanat Sultanbeyli’den Dolmabahçe Sarayı’na

Sultanbeyli’den Dolmabahçe Sarayı’na

Mehmet Gacıroğlu, Sultanbeyli’de faaliyet gösteren Seraçe Restaurant’ın sahibi. Yirmi yıl önce dedesinin çekmecesinde bulduğu Osmanlı dönemine ait bir adet kâğıt parayla başladı koleksiyon serüveni. Gacıroğlu, büyük bir sabır ve gayretle bugün dünyanın en büyük Osmanlı kâğıt paraları koleksiyonunu oluşturdu. Gacıroğlu’nun koleksiyonu 18 Kasım Cuma günü saat 15:00’de Dolmabahçe Sarayında sergiye açılıyor. Serginin açılışını TBMM Başkanı Cemil Çiçek yapacak.

Giriş Tarihi: 16 Kasım 2011 Çarşamba 14:27
Sultanbeyli’den Dolmabahçe Sarayı’na
SERGİNİN AÇILIŞINI TBMM BAŞKANI CEMİL ÇİÇEK YAPACAK

“Çoğu kişi tablo, hat, seramik, pul gibi popüler objeler toplarken; ben, o objeleri edinmeye yarayan paranın kendisini toplamayı düşündüm” diyor Mehmet Gacıroğlu. Gacıroğlu çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren genç bir işadamı. Çocukluk yıllarında başladığı ve yirmi yıldır devam ettiği Osmanlı kâğıt para koleksiyonu onun için büyük bir tutku. Dedesinin çekmecesinde bulduğu bir kâğıt parayla başlayan bu serüven, büyük bir sabır ve gayretle bugün dünyanın en büyük Osmanlı kâğıt paraları koleksiyonuna dönüştü. Gacıroğlu’nun Osmanlı dönemine ait para koleksiyonu 18 Kasım Cuma günü saat 15:00’de Dolmabahçe Sarayında sergiye açılıyor. Serginin açılışını TBMM Başkanı Cemil Çiçek yapacak. Sergiye başta TBMM Başkanı Cemil Çiçek olmak üzere ülkenin tanınmış simaları, para koleksiyonu ile uğraşan isimler ve Sultanbeyli’den birçok yetkilinin katılması bekleniyor. Sergi bir ay boyunca ziyaretçilerin görüşüne açık olacak. Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan sergiden sonra Gacıroğlu’nun koleksiyonu Dubai’de de sergilenecek.

YİRMİ YILLIK SERÜVENİN HİKÂYESİ ŞÖYLE…

Sultanbeyli’nin gen işadamlarından Mehmet Gacıroğlu, Osmanlı’da kâğıt paralarının öyküsünü ve bu işe başlamasının detaylarını HABER TAKİP ile paylaştı. İşte yirmi yıllık serüvenin hikâyesi.

Osmanlı kâğıt para koleksiyonculuğuna nasıl başladınız?
Açıkçası başlarken geleceğe dönük büyük planlar düşünmemiş, koleksiyonculuğa amatör bir ruhla başlamıştım. Zaman ilerledikçe sanırım biraz sabırlı olmamın, biraz da şansımın iyi gitmesi sonucu koleksiyon bugünkü noktaya gelmiş oldu. Tabii üst düzey bir koleksiyon için sadece sabır ve şansın yetmediğini de biliyorum. Bu iş için ekonomik şartların yanı sıra büyük bir tutkuya da sahip olmanız gerekir.

Osmanlı kâğıt paraları toplama fikri nasıl oluştu?
Biraz komik ama her şey dedemin çekmecesinde bulduğum Sultan Mehmet Reşat döneminden kalma 1 liralık banknotla başladı. Ülkemizde genellikle görsel olarak rahat teşhir edilebilen tablo, hat, vazo ve benzeri objeler toplanırken, ben, bu eserleri almayı da sağlayan paranın koleksiyonunu yaptım. Paralar görece olarak ufak eserler, ancak temsil ettikleri anlam bence çok büyük. 

TARİHİMİZİN TAPUSU
Bu anlamı biraz daha açar mısınız?
İtalyanlar 1911 yılında Trablusgarp ve Bingazi’ye asker çıkardıklarında, aralarında o dönem kurmay binbaşı olan Mustafa Kemal ve Kurmay Binbaşı Enver Bey’in de aralarında olduğu bir grup Osmanlı subayı Mısır ve Tunus yoluyla cepheye gider. Savaş esnasında ödeneği tükenen askerlerin acil ihtiyaçlarını karşılayabilmek için Kurmay Binbaşı Enver Bey kendi eliyle geçici kâğıt paralar hazırlar. Enver Bey bu paralardan İstanbul’daki ailesine de hatıra amacıyla birer adet gönderir. Bugün koleksiyonumda yer alan paralardan ikisi Enver Paşa’nın ailesine gönderdikleridir -ki bu paralar- para olmanın çok ötesinde, tarihimizin tapusu niteliğindeki belgelerdir.

Koleksiyonunuza kattığınız eserleri nasıl temin ediyorsunuz?
Ağırlıklı olarak yurtdışında düzenlenen müzayede ve fuarlardan temin ediyorum. Bazen tek bir banknot için binlerce kilometre yolculuk yapıp, alamadan döndüğüm oluyor. Kimi zaman tek bir eksiğimi elde etmek için bütün bir koleksiyon da aldığım olmuştur.

Kâğıt paraların tasarımı ve basımı nerede gerçekleşiyordu?
Paraların basımı çoğunlukla İngiltere ve Almanya’da yapılıyor. Büyük bir özenle çizimi yapılan banknot örnekleri İstanbul’a iletiliyor, buradan alınan onay ve talepler doğrultusunda basım gerçekleştiriliyordu.

Koleksiyonda bulunan eserleri nasıl koruyorsunuz?
Özellikle kâğıt paralar son derece hassas ve büyük özen gerektiriyor. Her türlü olumsuz etkilere karşı korumalı bir yerde bulundurmak gerekiyor.  Ayrıca koleksiyonda bulunan her banknot özel olarak üretilmiş asit içermeyen föylerde tutuluyor. Koleksiyonun bulunduğu ortamda ısı ve nem denetimi de yapılıyor. 

ÜLKEME MÜZE KAZANDIRMAK
Koleksiyonunuzun nihai amacı nedir?
Öncelikli amacım imkânsıza yakın da olsa, koleksiyonu bitirmek. Ancak nihai hedefim ülkeme bu konuda geniş çaplı bir müze kazandırabilmek. 2008 yılında Vedat Nedim Tör Sergi Salonu’nda bir sergimiz oldu. Orada ilgili ve öğrenmeye hevesli bir ziyaretçi akını gözlemledik. Sonuçta bu eserler ait olduğumuz kültürün birer temsilcileri ve tarihimize tanıklık eden belgeleri. Bu nedenle fikrim, hangi alanda olursa olsun özel koleksiyonların belirli bir olgunluğa ulaştığında halkla paylaşılması gerektiği yönünde. Koleksiyonculuğun sosyal sorumluluk açısından varabileceği en güzel nokta budur. Özellikle İstanbul’un 2010 Kültür Başkenti olması belki de bu noktada gerekli adımları atmanın zamanının geldiğini düşündürüyor bana. Kısa vadede kişisel gayretlerimle açacağım ufak çaplı bir sergi yerine, güçlü bir sponsorla daha etkili bir sergi 2010 Kültür Başkenti çalışmaları kapsamında açılabilir. Osmanlı paralarına özellikle Ortadoğu ve Avrupa’dan çok ciddi bir talep varken, bizlerin koleksiyonculuk adına daha yoğun çabalar içinde olmamız gerektiğini düşünüyorum.

Son olarak şunu sormak istiyorum: Osmanlı kâğıt para koleksiyonuna yeni başlayacaklar için kaynak yayın sıkıntısı var mı?
Konuyla ilgili geniş kapsamlı ve uzun soluklu yayınların olduğu söylenemez. Tıpkı koleksiyonculuk gibi, yayıncılık da bireysel çabalarla ilerliyor. Yine de son dönemde yayın sayısında bir artış ve kalite gözlemlemek mümkün. Ayrıca internetin hızlı bir şekilde günlük hayatımıza girmesi birçok sektörü olduğu gibi, nümismatik dünyasını da olumlu etkiledi. Bilgi paylaşımının kolay hale gelmesi hem koleksiyoncu sayısındaki artışı tetikledi hem de koleksiyoncuların doğru bilgiye daha çabuk ulaşmasına zemin hazırladı. Ben de yakın bir gelecekte www.gaciroglu.com isimli sitemde sanal bir müze oluşturmayı planlıyorum. Burada hem koleksiyonumu sergilemek, hem de bu işe yeni başlayan koleksiyonerlerle tecrübelerimi paylaşmak en büyük hedeflerimden biri.

KÂĞIT PARA İCAD OLDU…
Osmanlıda ilk para, beyliğin kurucusu Osman Gazi tarafından basıldı. Sürekli genişleyen Osmanlı devletinde, bir müddet sonra karmaşık birimlerden oluşan bir para sistemi meydana çıktı. 17. yüzyıldan itibaren uzun ve yıpratıcı savaşlara girilmesi, devletin gelirlerinde büyük bir düşüşe neden oldu. Bu da finansal darboğazı beraberinde getirdi.  19. yüzyıla gelindiğinde had safhaya ulaşan bu sıkıntı, devletin Avrupa ülkelerinden ve büyük bankerlerden borç almasına yol açtı. İşte böyle bir dönemde, ilk kâğıt para Sultan Abdülmecit’in ilk saltanat yıllarında (1840) piyasaya sürüldü. Kaime adını alan ve elle yazılan bu paralar, kâğıt paraya alışık olmayan halkın kabullenmesini kolaylaştırmak için faizli olarak piyasaya sürülmüştü. 
Kaimenin faiz vadesi gelince, ödeme esnasında mühürlenen paraya delik açılır ve son vade esnasında kâğıt para devlette kalarak yok edilirdi. Bu yok etme nedeniyle, faizli kaimelerin günümüzde ele geçmesi son derece zordur. 

KÂĞIT PARA 
Sultan Abdülaziz döneminde Osmanlı Bankası tarafından 1875 yılında basılan 1 Osmanlı Lirası.
Para biriminin Türkçe, Arapça, Fransızca, Rumca ve Ermenice olmak üzere, toplam 5 dilde belirtildiği bu banknot, Osmanlı İmparatorluğu’nun kültür coğrafyasının genişliğine dair çarpıcı bir örnek.

Sultan Reşat dönemi 1000 Lira specimen, bilinen tek örnek
500 ve 1000 Liralık kupürler geçerli oldukları dönemde çok yüksek alım gücüne sahip oldukları için halk arasında kullanılmaz, daha çok tüccarlar arasında adeta devlet garantili tahviller gibi işlem görürdü. Sahteciliğin önüne geçmek için büyük tüccarlar bu banknotların arkalarına kendi kaşelerini basardı.

Sultan II. Abdülhamit dönemi 100 Kuruşluk yatay kaime
Bu kaimeler 93 Harbi olarak da bilinen 1877-78 Osmanlı Rus Savaşı’nın finansmanını sağlamak için basılmıştı

Menemen Müdafaa-i Milliye Cemiyeti 1 Kuruş
Belediye paralarının Kurtuluş Savaşı sırasında hâlâ basılmakta olduklarını gösteren ilginç bir örnek. Lokal olarak kullanıldıkları için elde etmesi çok zor olan belediye paraları koleksiyonerler tarafından en çok aranan parçalar arasında yer alır.

İngiltere tarafından hazırlanan 120 Kuruşluk işgal parası.
İngilizler Çanakkale Savaşı’nı kazanacaklarına o kadar emindiler ki 10 Shilling ve 1 Pound değerindeki paralarının üzerine Osmanlıca sürşarj yaparak işgal edecekleri topraklarda kullanmak üzere hazırladılar. Fakat bu paraları kullanmaları Türk askerinin kahramanca savunması sayesinde mümkün olmadı.

Osmanlı Bankası 200 Kuruş çelik filigran kalıbı.
Osmanlı Bankası 200 Kuruş çelik filigran kalıbı. Paralarda sahteciliği önlemek amacıyla kullanılan filigranlar, Osmanlı kâğıt paralarında en önemli güvenlik önlemlerinden biriydi.

Abdülmecid dönemi 1850 tarihli 6. Emisyon 250 kuruşluk kaime.
Bu paralar halk tarafından kabullenilmelerini kolaylaştırmak için faizli olarak basılmıştı ve faiz oranı yüzde 6 idi. Maliye Nazırı Mehmet Halit Bey’in mührünü de taşıyan bu paranın arka yüzünde yapılmış olan faiz ödemelerini belgeleyen mühürler görülmektedir. Resimdeki para bilinen iki örnekten biridir.

Sultan Reşat dönemi 1 ve 2.5 kuruşluk banknotların denemeleri 
Sultan Reşat döneminde İngiliz Thomas De La Rue firması tarafından hazırlanmış 1 ve 2,5 kuruşluk paraların gravürleri. Ne yazık ki bu güzel paralar sadece tasarım aşamasında kalmış, tedavüle verilmemiştir. Tedavüle verilen paralarda farklı resimler ve daha sade renkler tercih edilmiştir.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık