kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600

Ana Sayfa Gündem Sultanbeyli Depremi Asla Unutmamalı

Sultanbeyli Depremi Asla Unutmamalı

“Sultanbeyli’nin birincil sorunu Mülkiyet sorunundan ziyade; İstanbul’da yakın zamanda olması beklenen Marmara Depreminde binalarımızın teknik verilere göre analizleri yapılarak, bu analizlere göre güçlendirme projeleri hazırlanarak depreme dayanıklı hale getirilememesidir” diyen Has Parti İlçe Başkanı Jeoloji Mühendisi Tevfik Bala bu ürkütücü konuda sitemize şu bilgileri aktardı.

Giriş Tarihi: 17 Ağustos 2011 Çarşamba 19:20
Sultanbeyli Depremi Asla Unutmamalı
İlk önce; bir an olsun gözümüzü kapatarak geçmişe dönelim. Sultanbeyli’deki binaların yapım süreçlerine bakalım. Hızlı gelişen bir belde-ilçe. Kontrol yok, denetleme yok, teknik bilgi yok,  maddi sıkıntı çok, Malzeme kıtlığı, teknik eleman yetersizliği, 30-35 derece sıcaklık altında su desen hiç yok. Ama inşaat çok. Bir kat yapılabilecek malzeme ile üç kat inşaat yapılıyor. Bir keser, bir önlük alan usta olarak piyasaya çıkmakta. Bu ahval ve şartlar altında Sultanbeyli kent oluşumunu tamamlıyor. Nasıl bir zemin, bu zeminde nasıl bir temel? temel izalosyonu nasıl? Beton-donatı sistemi nasıl? İnşaat yapımında bilgi birikimi nasıl? Yazın sıcağında ıslatılmayarak yanan beton mu? Ya da kışın buz gibi havada donan beton mu? Gibi sorular beyinleri kurcalarken geliyorum diyen deprem riski altında nasıl rahat uyuyacak bu millet? İşin vahametini bilmeyenler uyurda ya sorumlu olanlar ya da işi teknik açıdan bilenler nasıl uyuyacak?

 

DEPREM ÇALIŞMALARI

17 Ağustos 1999 depreminden günümüze kadar yapılan yerli ve yabancı tüm çalışmaları incelediğinizde korkutucu bir sonuç ortaya çıkıyor. Evet acı ama gerçek şu “Marmara Denizi'nde olası bir depremin büyüklüğünün en az 6,8 olabileceği konusunda hemen - hemen her kes hemfikir. Çalışma verilerine baktığınızda en az bu büyüklük teki depremin 2034 yılına kadar olma olasılığı en az yüzde 35-40, en fazla yüzde 65-70 civarında." Ürkütücü bir zaman süreci… Doğa- tabiat yer hareketleri olacak elbette. Bildiğimiz ve hiç unutmayacağımız bir şey var; depremler öldürmüyor, insanların yaptıkları yapılar-binalar öldürüyor… Yine insandan insana zarar.

Asırlarca depremlerin bilimsel tarihi kayıtlarını incelediğinizde görünen “Marmara Denizi'nde İzmit'ten Gelibolu'ya kadar uzanan fayın boydan boya komple bir anda kırılıp büyük bir depremin oluşmadığı gerçeği vardır. Parçalı kırılmalar gerçekleşmiştir. Bu da 7 -7,5 arası büyüklüğünde ortalama depremler meydana gelmiştir."

 

TSUNAMİ MEYDANA GELME RİSKİ TAŞIMAKTA

Marmara denizi kıyılarında depremle beraber bir başka tehlike ise tsunaminin olabileceğidir. Araştırmaların sonuçlarına göre,  bu büyüklükte olası depremin kıyılarda tsunami yaratma olasılığı çerçevesinde dalga yüksekliği ise 1.5 ile 4 metre arasında değişebilecektir. Öyle Km’lerce büyüklükte gel-gitler olmayacaktır.

 

GERİ SAYIM DA TEHLİKE ÇANLARI ÇALMAYA BAŞLADI

Olabilecek bir deprem karada yani İstanbul’da değil, Marmara Denizi'nde olacaktır. Maddi kayıplar ağır olacaktır. Kentleşmenin hoyratça-plansızca yapılmasının yanında 1999 yılı öncesine kadar toplumda, bireylerde, kurum ve kuruluşlarda deprem kültürünün yetersiz olmasından dolayı çok can yanacaktır. Baktığınızda İstanbul için geri sayım başlamış bulunmaktadır. Tehlike çanları çalmaya devam ediyor. Anadolu yakası zemin olarak daha avantajlı konumdadır. Genelde binalar ömürlerini tamamlamış ya da yapılışında depreme uygun yapılmamıştır. Aslında ürküten – korkutan depremi değil binalardır. Depremin olmaması için alınacak bir önlem yok. Ama binaların yıkılmaması için alınacak bir çok önlemler vardır.

 

ZEMİNİ RİSKLİ BÖLGELER

İstanbul’un deprem haritasını alıp önünüze koyduğunuzda kırmızı-sarı ve yeşil renkleri görürsünüz. Bu mega kentin deprem haritasın da;

 BİRİNCİ BÖLGELER – Yüksek deprem riski- Kırmızı renkli bölgeler zayıf zeminleri gösteriyor. Diri kırıklara yakın, genç gevşek, kaba ve suya doygun tortulların yer aldığı kesimler. Bu gibi yerler, deprem sırasında, çok büyük yatay ivme (deprem dalgası gücü) ve yüksek yer salınım dönemselliği (sallandırma gücü) gösteriyor.

İKİNCİ BÖLGELER- Orta deprem riski- sarı renkli bölgeler de gevşek zeminleri gösteriyor. Diri kırıkların geçmediği ancak suya doygun tortulların ve bozuşmuş ya da kolay kırılgan kayaların yer aldığı, deprem etkilenme kuşağı içinde yer alan, sarsıntıya duyarlı alanlar. Bu gibi yerler, deprem sırasında az-orta büyük yatay ivme ve orta-yüksek salınım dönemselliği gösteriyor.

ÜÇÜNCÜ BÖLGE –Küçük Deprem riski-   Yeşil renkli bölgeler ise kayalık alanları gösteriyor. Gevşek bozuşmamış kaya, suya az-çok doygun tortul ardışımının yer aldığı, yerel mühendislik sorunları içerebilecek yerler. Bunlar deprem merkezinden uzaklığına göre küçük, orta-büyük yer ivmesi ve küçük-orta, orta-yüksek yer salınım dönemselliği gösteriyor.

Haritaya göre, Anadolu yakasının zemini Avrupa yakasına göre daha sağlam gözüküyor. İstanbul'un en riskli bölgesi Avrupa yakasının güney kısmı...
Marmara Denizi'ndeki fayın tek parça halinde kırılması sonucu ve 7.7 büyüklüğün de bir depremin olması durumunda yaklaşık 80 bin civarında bina ağır hasar görecek.  130 bin bina orta, 350 bin bina ise az hasarlı hale gelecek. Bunun ayni zamanda tahmini olarak yaklaşık 270 bin hanenin ağır, 610 bin hanenin orta, 1 milyon 400 bin hanenin de az hasar görmesi demek. Böyle bir depremde İstanbul’da cana daha çok zarar gelecek olması daha da endişe vermektedir. Bu tahmini verilere göre yaklaşık 90 bin insanımızı kaybetme söz konusu. 140-145 bin de ağır yaralı olacağı tahmin ediliyor. Çok korkunç bir rakam. Düşünülmesi gereken olay “Mal mı? Önemli ya da Can mı önemli.”


 

DOGALGAZ, SU ve YÜKSEK GERİLİM HATLARINA DIKKAT

 İstanbul için buda önem arz ediyor. Dikkat edilmesi gereken bir tehlike alanı da bunlar oluşturuyor. Bu hatların geçtiği yerler özellikle farklı önlemler gerektirebilecek…

 

BÖLGELERİN KAPLADIĞI SEMTLER

1. BÖLGE: Zeytinburnu Ayamama Deresi, Ataköy'ün bulunduğu kesimler, Florya (batısındaki heyelan alanları) Küçükçekmece kıyıları, Küçükçekmece Gölü'nün doğusundaki Nakkaşdere alüvyonları, Azaplı yöresi (Altınşehir'in alçak kesimleri), Ispartakule (Alibey Yarımadası'nın batı kısımları), Kanarya (Firuzköy kıyıları), Esenkent, Avcılar (Küçükçekmece Gölü ve Marmara Denizi'ne bakan kıyıları), Ambarlı ve Haramidere (sağlı sollu olmak üzere).

2. BÖLGE: Beşiktaş (Ihlamur çukuru), Ortaköy Dereboyu, İstinye çukuru, Tarabya çukuru, Üsküdar çukuru, Beylerbeyi çukuru, Küçüksu çukuru, Paşabahçe-Beykoz çukuru, Çayırbaşı çukuru, Karaköy, Tophane, Salıpazarı, Ortaköy (dolgu olan kesimleri), Eyüp, Alibeyköy, Sütlüce, Balat, Kasımpaşa ve Güngören'in sahil kesimi, Kadıköy (Kurbağalıdere), Moda (denize bakan kısmı), Küçükyalı, Kartal (Rahmanlar bölümü), Tuzla (dere kısmı), Dilovası, Eminönü (Cankurtaran, Şehzadebaşı, Fatih, Çarşamba, Edirnekapı'nın güneyinde kalan kısım), Topkapı, Bakırköy, Bahçelievler, Merter, Şirinevler (bir kısmı), Halkalı, Nakkaşdere, Esenkent, Ömerli, Büyükçekmece, Tepecik (Tepecik, Akören ve Pomak'ın güney kısmı), Selimpaşa, Silivri, Çanta, Gümüşyaka, Kavaklı, Yakuplu, Esenyurt, Avcılar, Ambarlı, Firuzköy, Küçükçekmece, Florya, Yeşilköy, Ataköy ve Zeytinburnu.

3. BÖLGE: Darıca, Dolayoba, Pendik,Sultanbeyli (dere yatakları dışında kalan yerler), Kartal, Kadıköy, Üsküdar, Ümraniye, Beykoz, Çengelköy, Polonezköy, Şile, Haydarpaşa, Altıyol, Bahariye, Kızıltoprak, Erenköy, Suadiye, Bostancı, Kozyatağı, Altunizade, İçerenköy, Bağdat Caddesi, Fenerbahçe, Söğütlüçeşme (Kurbağalıdere dışında kalan kısımları), Moda (denize bakmayan kısımları), Acıbadem, Koşuyolu, Adalar, Eminönü, Rumelihisarı, Arnavutköy, Etiler, Beşiktaş, Maçka, Nişantaşı, Şişli, Taksim, Kağıthane, Gaziosmanpaşa, Levent, Maslak, İstinye, Tarabya, Sarıyer, Karaköy (rıhtım dışında kalan kısım), Gültepe, Emirgan, Bağcılar, Haraççı ve Taşocağı.

 

SULTANBEYLİ’DE DURUM NASIL?

Sultanbeyli zemin olarak gayet iyi. Marmara’daki fay hattına uzaklığı da azımsanmayacak oranda gayet iyi. Yüksem gerilim hattı ve petrol boru hattı tehlikesi var. Bunlarda çok daha önemlisi zeminin iyiliğinin yanında binaların çok sakat oluşu. Plansız bir kentleşme ile birlikte, teknik açıdan deprem yönetmeliklerine tamamen uygunsuz ve uyumsuz yapılmış binalar. Gelişi güzel uydurma planlarla inşa edilmiş binalar. Beton-don ati sistemi yetersiz.  Yeşil renkli bölgeler ise kayalık alanları gösteriyor. Zemine inilmemiş. Kullanılan malzemelerin kalitesizliği ve yetersizliği. İnşaat yapımı aşamasında teknik bilgisizlikle birlikte deprem kültürünün hiç olmayışı, ekonomik şartların yetersizliği binaların gerçekten çok sakat olduğunun bir göstergesi olmaktadır.

 

MÜLKİYET SORUNUNDAN DAHA ÖNEMLİ

Sorulsa sokakta; Kentsel açıdan Sultanbeyli’nin en birincil sorunu nedir? Diye alacağımız cevap  “mülkiyet sorunu” olacaktır. Bence bu doğru değil. Asıl sorun kaçınılmaz olan ve yaşayacağımız depremde yıkılacak binalar ve bu binalarda ki can kaybımızın yüksel olmasıdır. Gerçekten İstanbul’da bahsettiğimiz olası büyüklükteki bir depremde insan kaybı ilçemizde en yüksek olacaktır. Allah göstermesin. Bunu kimse istemez. Bu çok ürkütücü bişey. Bunun vebalinin altından kimse kalkamaz. Tamam, binaların yalıtımını yapalım. Binalara estetik katalım. Binaları giydirelim. Tapumuzu da alalım. Ama içinde biz yaşayamadıktan sonra bütün bunların ne anlamı var. Para-mal biriktirmek mi önemli yoksa biriktirdiklerinin içinde huzurlu –güvenli bir biçimde yaşamak mı önemli. Yani Can mı önemli, mal mı önemli. Belediyemiz bu konuda iyi bir önderlik yaparak çalışma başlatmalıdır. Büyük Şehir Belediyesiyle de iş birliğine girerek ilçemizdeki binaların teknik açıdan “depreme dayanıklılık”  testlerini yapmalıdır. Yapılan testler sonucunda güçlendirme projelerini hazırlayarak vatandaşa bedelsiz vermelidir. Bunun karşılığında vatandaşı bu verilere göre yönlendirmelidir. Binaların “ömür haritaları” çıkarılarak güçlendirilecekler güçlendirilmeli, yıkılacaklar yıkılmalı, ya da kat fazlalıkları varsa o katlar yıkılmalı… Halkımız bu konuda uyarılmalı ve bilinçlendirilmeli. Bina etütleri ve güçlendirme proje çalışmalarından halkımıza yeni maliyetler yüklendirilmemeli. Bu çalışmayı Belediyemiz yapacak güçtedir. Ve de yapmalıdır. Yapılmayacaksa ya bizler ya da göz bebeğimiz gibi önemsediğimiz çocuklarımız yarınlarda bu acıyı yaşarken bizlere de ağır sitem edeceklerdir. Doğa dengeli davranır ve boşluk kabul etmez… Umarım bu konu Sultanbeyli’nin ve Sultanbeyli’yi yönetenlerin gündeme taşınır da bir çıkış yolu bulunur.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz AYGAD birlik ve beraberlik mesajı verdi

AYGAD birlik ve beraberlik mesajı verdi

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık