kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600

Ana Sayfa Siyaset Cihan; Ak Parti’de kadro sıkıntısı var!

Cihan; Ak Parti’de kadro sıkıntısı var!

Genç projeler koordinatörü genç siyasetçi Kamuran Cihan’dan bünyesinde yer aldığı Ak Parti’ye dair farklı tespitler… Bu ilginç röportajı okumanızı tavsiye ederiz.

Giriş Tarihi: 11 Şubat 2014 Salı 19:50
Cihan; Ak Parti’de kadro sıkıntısı var!
 

Ak Parti kurulduğunda alt kadroları henüz oluşmamıştı. Hızlı ve etkin bir iktidar süreci sonrasında da bir kadro oluşmadı, çünkü Ak Parti’nin tabanını çeşitli cemaat, grup ve siyasi akımlar oluşturdu. Başbakan bu yapılara güvendi ve stratejik alanlara bu unsurlardan atamalar yapıldı. Ama görülüyor ki, bu güven boşa çıktı. Yani bizi daha derin ve yeni kavgalar bekliyor diyebiliriz.

 

VİZYON: Daha önce 17 Aralık operasyonu ve gündeme dair bir söyleşi yapmıştık sizinle… O konuşmada ilginç bir söylem ortaya çıkmıştı. Ak Parti’li Milletvekillerine baskı yapıldığı ve istifaya zorlandığı, hatta 50 ye yakın ismin ‘kıskaca’ alındığı ile ilgili bir iddiada bulunmuştunuz. Yakın zamanda da, bazı ‘tape’lere atıfla, Sayın Başbakan bu söyleminizi adeta doğruladı ve ‘tuzluk’ literatürlere girdi. Siz, siyasetin dilini ve gelinen noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

KAMURAN CİHAN: Tek kelimeyle, sürpriz olmadı!. Aslında gelinen noktaya bakmak için, yürünen yolu iyi analiz etmek ve süreç tanımlarını hakkaniyetli bir şekilde yapmak gerekiyor. Yoksa yürümeyi ilerlemek zanneder, yanılgıya düşeriz.

 

VİZYON: Sürpriz olmadı derken…

 

KAMURAN CİHAN: Aslında günümüzün fırtınalı siyaset dilini ve ortamını anlayabilmek için biraz geriden başlamak gerektiğini düşünüyorum. Özellikle 28 Şubat sürecini göz ardı etmemek gerekliliğini mesela. 28 Şubat ‘PostModern Darbe’ olarak nitelendirilen ve aslında Erbakan hükümeti üzerinden tüm muhafazakar ve mütedeyyin kesimlere karşı başlatılan tasfiye süreci, bugünü anlamamızda, önemli bir anahtar görevindedir.

 

VİZYON: 28 Şubat, nasıl bir etkiye sahip günümüz operasyonlarında...

 

KAMURAN CİHAN: 28 Şubat süreci, Refahyol hükümetinin iktidardan anti-demokratik usuller kullanılarak -11 ay gibi kısa bir iktidarı olmasına rağmen oldukça başarılı bir hükümetti - iktidardan düşürülmesi ve adeta bu sürecin tamamlayanı sayılabilecek, o dönem İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Sayın Başbakanımızın gülünç sayılabilecek bir nedenle tutuklanarak hizmet etmesinin önüne geçilmesi… Yani tüm bu süreçler, o süreçlerden bir şekilde zarar görmüş tüm kesimleri; cemaat-siyaset-sivil toplum üçgeninin, birbirleri gibi düşünmeyen ve aslında çok farklı birer uygulama ve çalışma sahaları olan bu kesimlerin hemen hemen tamamının bir araya gelmesini sağladı. Buda 2001’de kurulan Adalet ve Kalkınma partisini 2002’de iktidara getirdi. Bu iktidar aslında toplumsal anlamda oldukça geniş tabanlı olmasına rağmen, aslında ‘zıt fikirlerin’ iktidarıydı.

 

VİZYON: ‘Zıt fikirlerin iktidarı!..’ Oldukça farklı bir söylem, bundan kastınız nedir.

 

KAMURAN CİHAN: Toplumun genel algısı, tüm muhafazakar kesimlerin aynı şekilde düşündüğü yada aynı yönde hedeflere sahip olduğu… Bu genel algıyı çeşitlendirmek gerekirse, tüm cemaat mensubu insanların, sivil toplum örgütlerinin, solcuların yada genel anlamda sağ yada sol siyaset yapan partilerin aynı şekilde düşündüğü yada ortak amaçları olduğu yönündedir. Ama bu düşünce temel olarak oldukça yanlış ve gerçeklikten uzak bir varsayımdır. Biz aslında, ‘gözlemci bir toplum olmaktan çok söylemci bir toplumuz!..’ Yani öğrenmek, anlamak bilmek yerine genelleme yapmayı severiz. Buda bir çok konuda fena halde yanılgılar denizinde yüzmemize ve bazı ‘fikirsel seraplar’ görmemize neden oluyor. Ama er yada geç rüyadan uyanmak zorunda kalıyoruz. Geçte olsa… Bize bazı bedeller yaşatsa da…

 

VİZYON: Başbakan ya da hükümet sizce bir rüyadan mı uyandı?

 

KAMURAN CİHAN: Yukarda saydığım tüm bu yapıların her birinin farklı bir anlayışı ve farklı birer pratikleri var. Nihayetinde ortadan tehditler ve darbeler kalktığında, tüm bu unsurlar kendi dünya görüşlerine göre hareket edeceklerdir. Zaten aksini de düşünmek saflık olur. Benim algım, başbakanın ve hükümetimizin varsayımlarında yanıldığı yönündedir. Yani farklı fikir ve görüşler olsa dahi, sonuçta aslolan ülke manfaatleridir diye düşünüldü, tüm bu kesimlerin bu yönde hareket edeceği şeklinde hesaplanıyordu sanıyorum. Ama öyle olmadığı, 7 Şubat MİT krizinde ortaya çıktı ve 17 Aralık operasyonuyla da gün yüzüyle tanıştı. Ama bu noktadan önce, görülmesi gereken Ak Partinin 11 yıllık iktidarında devleti nasıl şekillendirmesi gerektiğidir. Asıl sorulması gereken soru bu bence.

 

VİZYON: Devleti şekillendirmekten kastınız, kadrolaşma mı?

 

KAMURAN CİHAN: Tam olarak öyle ifade edilmese bile, devletin, rahat ve uyumlu bir çalışma ortamı gerçekleştirmesi anlamında, kendisiyle çalışabilecek alt kadrolara ihtiyacını kimse inkâr edemez. Yani, en azından önemli ve stratejik devlet konumlarına istediği bürokratları getirmesi doğal olandır. Ama Ak Partimiz 2002’de iktidara geldiğinde, bu anlamda yetişmiş bir kadrosu yoktu. Kendisine yakın STK, Cemaat ya da Siyaset çevresinden yararlanma yoluna gitti. Aslında bu bir boşluktu ve o boşluğu bu saydığım ya da mevcut sisteminde içinde o an için yer alan bu gruplar doldurdu. Ve aradaki bu 11 yıllık Ak Parti İktidarı döneminde de bu kadrolarla devam edildi. Aslında, çok yaygın olan bir kanı olan, ‘Ak Parti Devlette kadrolaşıyor’ söylemi çok yanlış bir algıyı ortaya koyuyor. Gerçeği, zaten var olan yada o pozisyona gelmesi gereken bürokrat, akademisyen ve memurların bu dönemde bazı görevlere getirilmiş olmasıdır. Ama bu görevlendirmeler görülüyor ki, bilinenin aksine, Ak Kadrolardan değil başka inisiyatiflerden buralara getirilmiş. Ben bu süreçte, başka grup, STK, Cemaatlerden ya da siyasi akımlardan da çeşitli ayrışmalar olacağını, buna hazırlıklı olmamız gerektiğini düşünüyorum.

 

VİZYON: Yani devletin içinde başkaca gruplarda mı var. Ve bunlarda mı hükümetten ayrı düşecekler diyorsunuz. Daha derin ve çeşitli kavgalar mı bekliyor bizi

 

KAMURAN CİHAN: Evet. Zaten başka grup, cemaat ve siyasi figürlerden insanların olması oldukça doğal. Doğal olmayan, bizim gibi doğulu toplumların aslında bir hastalığı olan, kendi hayat görüşlerimizle devletin ve bu devlet içinde aldığımız görevlerin fena halde karıştırılıyor olmasında yatıyor. Bizim bu “Doğululuk hastalığı”mız maalesef, önümüzde farklı krizlerin ve kavgalarında olduğunu gösteriyor. Ama şöyle bir sansımız olduğunu düşünüyorum, başta Sayın Başbakanımız ve hükümetimiz bence artık oldukça tecrübe kazanmış durumdalar. Öyle umut ediyorum ki, önümüzdeki olası bazı ayrışmalarda derinlikli yapılar bu kadar rahat hareket edemeyecek ve en azından halk bu kadar derin etkilenmeyecektir. Ama bunun sağlanması içinde Ak Partimiz en kısa zamanda ‘acil eylem planları’ hazırlayarak bu süreçlerin daha hafif geçmesini sağlamanın yollarını bulmaya odaklamalı diye düşünüyorum.

 

VİZYON: Peki nedir sizce bu acil eylem planları…

 

KAMURAN CİHAN: Aslında cevabı çok basit ama uygulaması oldukça zor bir soru bu. Yapıcı, ayrıştırmayan, genç ve yetenekli, özgün projelere odaklanan alt kadrolar oluşturularak, hükümetin gelecek vizyonuna ulaşmasını sağlamak. Ama buradaki ‘kadrolaşma’ kavramı klasik anlamda bir devlet kadrolaşması olmamakla birlikte, devletin de tüm stratejik birimlerine, hükümetle uyum içinde çalışması gereken insanların getirilmesini öngörmeli. Zira, başbakanımızın bize çizdiği bir rota var, 2023, 2053, 2071 vizyonları. Bu hedeflere ulaşarak, Türkiye’mizin adını dünya standartlarına çekmenin adımı, kendi ideolojileri kapsamında hareket etmek değil, bu vizyonlara inanarak başarı bayrağını gönlere çekme gayreti olmalıdır. Bu anlamda Ak Parti, aslında bilinenin aksine 11 yıllık iktidarı boyunca yapmadığını, en azından stratejik anlamda bundan sonraki iktidar yıllarında yaparak, gelecek vizyonuna inanmış kadrolarını yetiştirmek ve onlarla yola devam etme şekline dönüştürmelidir. Aslında bu kaçınılmaz olandır, bunu görmemek bir süre daha çeşitli yapı ve art niyetlere alışmaya çalışmaktır. Ufukta görülen başkaca bir çözüm şimdilik görülmüyor gibi…

 

VİZYON: Bu güzel ilginç söyleşi için Vizyon ailesi olarak teşekkür ederiz

 

KAMURAN CİHAN: Ben teşekkür ederim. Ancak son olarak bir hususu belirtmek isterim. Ben burada acizane fikirlerimi paylaşıyorum. Öyle sanıyorum ki, daha öncede olduğu gibi şuan gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide başta Başbakanımız olmak üzere, partimizin tüm yetkililerine ve önemli birimlerine ulaşıyor ve ilgiyle takip ediliyor. Bu anlamda, burada yer alan düşüncelerimin şahsıma ait düşünceler olduğunu belirtmek isterim. Partimizin kurumsal görüşlerini zaten Başbakanımız ve parti sözcülerimiz sürekli basında paylaşmaktadırlar. Tüm saygımla ifade etmek isterim ki, benimde Partimiz mensuplarının da önceliği kurumsal açıklamaların tamamıdır.

 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz Altın boynuz ödülü, dalga konusu oldu!

Altın boynuz ödülü, dalga konusu oldu!

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık