kizilay_banner_120X600
kizilay_banner_120X600

Ana Sayfa Gündem Bala: Depremler Her Zaman Olacak. Çözümlerde Akılcı Olmalı

Bala: Depremler Her Zaman Olacak. Çözümlerde Akılcı Olmalı

Van – Erciş depremi hakkında görüşlerini gazetemize değerlendiren Has Parti Sultanbeyli İlçe Başkanı Jeoloji Mühendisi Tevfik Bala “Öldüren depremler değil, öldüren yine insanlarımızın eserim, evim, villam diyerek övündüğü binalardır. Türkiye’de yaklaşık 18 milyon inşaat stoku var. Ülkemiz genelindeki bu stokun yaklaşık % 45 i sağlıksız. İstanbul’da 3,5 milyon konut stokunun % 50 si kaçak” diyerek söze başlayan Tevfik Bala;

Giriş Tarihi: 16 Kasım 2011 Çarşamba 14:35
Bala: Depremler Her Zaman Olacak. Çözümlerde Akılcı Olmalı
“Ülkemiz coğrafi konum gereği her zaman sıkıştırılmayla baş başadır. Afrika levhası ve Arap Yarımadası tarafından sıkıştırılmayla baş başadır. Yer hareketlerinde bu güçlü bir sıkıştırma olarak kabul görüyor. Anadolu, Rusya’nın ya altına doğru girecek, ya da Kuzey Anadolu Fayı boyunca Doğu Anadolu Fayından Egeye doğru kayacaktır. Olan da budur. Arap Yarımadası ve Afrika Levhasının sıkıştırmasıyla ülkemizi iki büyük fay üç parçaya ayırdığından bu hareketlilik hiç durmayacaktır. Zaten Kuzey Anadolu Fayı yüz kilometre Kuzeye – Güneye yer değiştirerek Japonya’dan Batı ülkelerine kadar yürümektedir.

Depremlerden kurtuluş yok. Japonya’dan daha farklıyız. Ama orda deprem oluyor, can kaybına bakanız, birde bizde olan depremlerde can kaybına bakın… Son teknoloji ile yapılan binaların son katı yer sallanmalarında 7-15 cm yatıp kalkabiliyor. Yani bina ile yer sallanmaları uyum içinde oluyor. Fay hatlarında yerleşim yerleri kurulmuyor. Zemin – bina oturumu çok ciddi projelerle uygun hale getiriliyor. Binalar kendi başlarında kütle olarak sallanıyor. Bu da binaların yıkılmasını önlüyor.

       

Depremler öldürmüyor, elimizle yaptığımız evlerimiz- binalarımız mezarımız oluyor…

Zemin etütleri çok iyi yapılmalı. Zemine göre bina projelendirilmeli. Denetleme, işlemleri de ciddi yapılmalı.

Artık binalarımızın birçoğunun ömrü tamamlanmış durumda. Bir de bu binaların beton – donatı sistemleri incelenmeli. Eskiden deniz çakılı kullanılırdı ve yıkanmamış, elenmemiş tuzlu ve çamurlu… Bir ara Adapazarı’nın yıkanmamış ve elenmemiş çakılı kullandı. Bu gün bunların uygun olmadıklarını görüyoruz. Bilgi, birikimi olmayan ustalarda işin içine girerek plansız, projesiz ve de denetimsiz ev diye sandığımız mezarlarımızı hazırladık ve hala daha bu mezarlarımızda oturuyoruz. Ne zaman dersler çıkaracağız oda belli değil.

 

Bu alanda kaçak binalara sığınarak “bütün kaçak binaları yıkacağız” demekle bu sorunlarımızdan kurtulamayız.

Türkiye’de yaklaşık 18 milyon inşaat stoku var. Ülkemiz genelindeki bu stokun yaklaşık % 45 i sağlıksız. İstanbul’da 3,5 milyon konut stokunun  % 50 si kaçak. Kaçak konutlara baktığınızda da çok üst düzey denilen kişilerin ekonomik değeri yüksek olan konutlar bunlar. Vatandaşın konutları bunların yanında hikaye…

Bu söylemi; uygulamaya koymaya kalkarsak; yaklaşık % 457den fazla binaları yıkıyoruz. Buna ülkemizin ekonomisi yeterlimi. ? Altından kalkabilecek miyiz? İnsanlarımızın ekonomik düzeyleri ne? Kaçak olmayan diğer binalar sağlam mı? Onlar ne olacak? Kamu binalarının hali ortada… Bu söylem iki nedenle taban bulmayan bir söylem. Birincisi, ekonomik zorluklar, imkansızlıklar. İkincisi ise ekonomik değerleri çok yüksek olan kaçak binaların sahiplerinin nüfusumuzun %n 5-7 dilimini oluşturan mutlu azınlığın yani bizim deyimimizle zadeganların olması. Bunun için diyorum ki; bu söylem ve düşünce havada kalıyor ve kalacakta…

Bu söylemler yerine; öncelikle siyasetçinin beslenme kaynaklarına bakmalıyız. Varsa bir kirli akar bunu kurutmak öncelikli görevimiz olmalı. Hırsız müteahhit-siyasetçi-bürokrat eş kenar üçgeni çok irdelenmeli. Bu bağ, bu yapı kırılmalı yada olması gereken insani ve ahlaki düzeyde olmalı. Yoksa La Fontenden masallar eşliğinde ahlarla - vahlarla acılarımızı çoğaltarak yaşamaya devam edeceğiz gibi görünüyor.

 

Oysa Yerel Yönetimler bu işte öncülük yapabilir.

Belediyeler kendi bölgelerinde teknik ekipler kurarak hem yeniden zemin etütlerini yapmalı. Bütün binaların teknik analizini yapmalı. Malzeme yapısını, yaşını, ömrünü dikkate alarak güçlendirme projelerini yeniden hazırlamalı. Bu çalışmada yıkılacak binalar yıkılmalı, güçlendirmeyle kurtulacak binalar kurtarılmalı. Belediyeler bu çalışmalardan vatandaştan hizmet bedeli almamalı. Ciddi bir denetleme ağıda kurarak yapım süreçlerini denetlemeli. Bizim belediyemizin yaptığı ve yapanlara ödül verdiği makyaj işlemleriyle şu an uğraşmamalı… Merkezi Hükümette bu işlemler için kişilere Halk Bankasından, İmar Bankasından, ya da Ziraat Bankasından her neyse faizsiz bu işte kullanılacak uzun vadeli kredi vermesi lazım. Krediyi verirken de sicilleri öne almamalı… Bu işin çözümü bu. Belediyeler hamilik yapacak, Devlet kredi imkanları sunacak. Projelendirme ve uygulama çok ciddi yapılacak. Ev diye oturduğumuz evlerimiz mezarımız olmayacak. Göz yaşlarımız nisan yağmurlarına dönüşmeyecek. Bu çalışma merkezi Hükümetin ve Yerel Yönetimlerin omuzlarındaki taşıması gereken mecburi bir yüktür. Biz Has Partisi olarak bunu gündeme taşımaya çalışacağız.” Diyen Has Parti İlçe Başkanı Jeoloji Mühendisi Tevfik Bala tüm şehitlerimize Allahtan rahmet dileyerek sözlerini tamamladı…

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Bu habere de bakabilirsiniz AYGAD birlik ve beraberlik mesajı verdi

AYGAD birlik ve beraberlik mesajı verdi

Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık